Akıllı Uygulamalarla daha mı Akıllıyız?


Özge Üstündağ

"Yaptığımız her şeyi, her düşüncemizi beynimiz oluşturur. Fakat bunun tam olarak nasıl olduğu hâlâ gizemini koruyan en büyük sırlardan biri ve öyle görünüyor ki, araştırdıkça daha çok sürprizle karşılaşıyoruz."

                                                                                                                                                                                                                                                             -Neil deGrasse Tyson

 

Omzumuzda belki de dünyanın en gizemli ve en karmaşık bilgisayarlarından birini taşıyoruz: beynimiz. En sıkıcı işlerden tutun da, en kafa kurcalayanlara kadar işleri yönetmek, problemler üstüne düşünmek ve onları çözmek beynin işidir.

Çay demlemek için çaydanlığın içine önce çayı mı yoksa suyu mu koyacağınıza karar veremediğinizi bir düşünün. Ya da sevdiklerinizin isimlerinin birer birer aklınızdan uçup gittiğini...

Çay veya kahve demlemek gibi “basit” işleri bile beynimizin yardımı olmadan yapmaya çalışmanın hayatımızı nasıl etkileyeceğini bir dakika bile düşünmek, zihinsel gerilemenin doğurabileceği sonuçların önemini gösteriyor. Zihinsel hastalıkların etki alanları o kadar geniş ki, herhangi bir zihinsel hastalık gündelik hayat rutininde yapmakta olduğumuz en ufacık bir işte, en temel fonksiyonlarımıza kadar her şeyi etkileyebilir. Belki de bu nedende, konuya verilen önem artmış, son 20 yılda bilişsel eğitim alanlarındaki bilimsel yayınların sayısı yaklaşık 50’yken 500’den fazlaya ulaşmıştır.

Aynı zamanda, karşı karşıya kaldığımız Alzheimer ve demans tehlikesi “beyin-eğitici” endüstrilerin de önünü açtı. Bu milyar dolarlık endüstrinin 2020’de kazancının 6 milyar doları geçmesi tahmin ediliyor. Akıllı telefon uygulamaları gibi beyin-eğitici ürünlerin, insanlara daha güçlü bir hafıza geliştirmede yardımcı olacağı vaat ediliyor. Hatta bazıları ürünlerinin zihinsel gerilemeye karşı bizi koruyacağı ileri sürülüyor. 

Fakat bilişsel eğitimi kapsayan sıcak tartışma, Stanford Center on Longevity’nin beyin-eğitici ürünlerin bilimsel geçerliliği hakkında 2014’te yayımladığı ortak karar bildirisiyle doruk noktasına ulaştı. Bildiri, akademik toplulukların ve halkın zihin eğiticilerin bilişsel gerilemeyi azaltan “sihirli bir hap” olduğu inancına kapılmamaları konusunda uyardı:     

“Ortada şimdiye kadar güçlü bir bilimsel veri yokken, beyin oyunlarının tüketicilere bilişsel gerilemeyi azaltıcı veya süreci geri çevirici, bilimsel kanıta dayalı bir yöntem sunduğu iddiasına karşıyız.” 

Bilişsel eğitim ne demek?

AIR’de (Amerikan Araştırma Enstitüleri) kıdemli danışman olan Prof. Dr. George W. Rebok bilişsel eğitimi “hafıza, dikkat veya diğer beyin fonksiyonlarıyla ilgili yönlendirilmiş bir dizi egzersiz” olarak tanımlıyor. Bu eğitim sırasında hafıza egzersizleri insanlara daha güçlü hafıza becerileri kazandırmak için kullanılabilir elbette.

Zihin eğitici ürünler genel olarak nöroplastisiteye, yani beynin insan hayatı süresince gelişme ve değişme kabiliyetine dayanarak geliştiriliyor. Kimi araştırmalar yakın zaman içinde faydaların olduğunu gösterse de (örn., otomobil kullanırken kazalardan kaçınmak, okulda veya iş hayatında başarılı olmak ve yeni ev satın almak gibi konularla ilgili karmaşık hayati kararlar hakkında), bu tür eğiticilerin uzun vadede sonuçları ve gündelik hayata etkileri hakkındaki sorular hâlâ cevapsız.

Araştırmaların yetersiz kaldığı noktalar:

 

  • ●Zayıf kontrol grupları
  • ●Plasebo etkisi
  •   ○Kişinin yapacağı zihinsel işte başarılı olacağına sadece inanması o işi daha iyi yapmasında yardımcı olur mu?
  • ●Tekrarlanabilme
  •   ○Bilişsel eğitim çalışmaları farklı zamanlara, kişilere ve kültürlere göre tekrarlanabilir mi?
  • ●Gündelik hayata etkisi
  •   ○Bilişsel eğitim, insanlara bütçeleriyle ilgili daha iyi kararlar almalarında yardımcı olabilir mi?
  1.  

Eldeki en iyi kanıt
Zihin eğitimiyle ilgili elde olan en iyi kanıtsal veriler zihin oyunlarının genel beyin sağlığını güçlendirmediği yönünde. İnsanlar zihin eğitici uygulamaları (veya diğer teknolojileri) kullanarak yaptıkları egzersizlerde daha başarılı olsalar da, zihinsel “oyunlarda” kazandıkları beceriler hayatlarının başka alanlarına etki etmeyebilir (örn. ilaç takibi).
Güncel araştırmalar beyni sağlıklı tutmanın en iyi yolunun iletişim ve hareketten geçtiğini vurguluyor. Yani beyin sağlığı sosyalleşmekten, yeni insanlarla tanışmaktan, yürüyüş arkadaşı edinmekten ve beyne her yıl yeni bir şey, herhangi bir şey öğretmekten geçiyor.
Mesela bilgisayarın başında hafıza oyunları oynamak yerine, arkadaşınızla dışarıda yürürken basit aritmetik soruları cevaplamayı deneyebilirsiniz. 

Mutlu beyinler!

KAYNAKLAR

  • 1. http://dana.org/Cerebrum/2014/The_Brain-Games_Conundrum__Does_Cognitive_Training_Really_Sharpen_the_Mind_/
  • 2. SharpBrains (2013). Executive summary: Infographic on the digital brain health market 2012- 2020. Retrieved September 23, 2014, from http://sharpbrains.com/executive-summary/
  • 3. http://www.psychologicalscience.org/news/releases/brain-training-claims-not-backed-by-science-report-shows.html#.WCWc6uF96Rs
  • 4. Brain training exercises and games: Do they work? (CBC Marketplace) https://www.youtube.com/watch?v=_MG6J2z2dVE