Aşkın Psikobiyolojisi


Özge Üstündağ

Sevgililer gününü geride bırakmış olabiliriz fakat aşk her zaman bizimle.

Victor Hugo, “Hayat bir çiçekse, aşk çiçek balıdır” sözleriyle aşkın önemini kısa ve öz bir şekilde anlatır.

Tadı damakta kalan, meyvesi bol bir hayatın gizli malzemesi aşk olabilir mi?

Size hayatınızın ilk kalp aritmisini yaşatan kişiyi bir anlığına aklınıza getirin. Midenizde kelebekler neden yalnızca o kişi için çılgınca uçup durdu?

Fiziksel çekiciliğin biyolojik alt yapısını incelemek için yaptığı sayısız araştırmaya dayanarak, Prof. Dr. Helen Fisher, kime aşık olduğumuzu dört hormonun yönettiğini söylüyor: dopamin, serotonin, testosteron, östrojen.

Aşk DNA’mızda

Bir biyoantropolog olan Helen Fisher, aşkın, aynı açlık ve susuzluk gibi iç güdüsel bir ihtiyaç olduğunu savunuyor. Hayatın neresinde olursa olsun, bu “aşk sarhoşluğu” herkesi çarpabilir. Aşkın bağımlılık yapan etkisini Fisher şöyle dile getiriyor, “Coşku ve enerjiyle dolup taşan aşık biri, en ufak tatsızlıkta hemen çaresizliğe kapılıverir.” Bir başka deyişle, aşık beynin yönettiği duygular aynı lunaparktaki heyecan trenleri gibi inip çıkar.  

Sizinle benzer:

  • sosyoekonomik statüye
  • etnik kökene
  • eğitim düzeyine
  • fiziksel çekiciliğe
  • dini görüş ve sosyal değerlere

sahip kişileri çekici bulmaya daha yatkınsınızdır.

Tabii yukarıda söz edilen özelliklere sahip birine illa aşık olacaksınız diye bir kural yok; çünkü aşık olmanız için bunlardan daha fazlası gerekir. Kişiliğin biyolojik temelini oluşturan karakteristik özelliklerle bazı genler, hormonlar ve/veya sinir hücre sistemleri arasında partner seçiminizi etkileyen bir bağ vardır. Fisher, her defasında kişilikle eşleşen dört sinirsel sistemin var olduğunu söylüyor. Örneğin, yenilikçi, maceraya açık ve kolayca sıkılan yapıdaki karakterlerin dopamin sistemlerinden kaynaklanan bir farklılığa sahip olduğu saptanmış. Diğer yandan, sosyallik, zarar verici durumlardan sakınmak, kurallara uymak ve öz disiplinli olmak serotonin sistemlerindeki hareketlilikle ilişkilendirimiş. Fisher’ın “direktör” olarak adlandırdıklarıysa testosteron ağırlıklı olup, sosyal farkındalık ve duyguları tanıma bakımından zayıf kalıyorlar. Ama direktörler özgüveni oldukça yüksek, ısrarcı ve duygularını kontrol edebilen kişilerdir. Son olarak, bütünsel düşünme tarzı, dilsel beceri, anlaşılabilirlik ve empati kurma kabiliyeti östrojen hormonundaki hareketlilikle bağdaştırılmış.

Fisher, insanların tercih ettikleri partnerlerin hangi kişilik özellikleriyle eşleştiklerini incelediğinde, zıt kişiliklerin birbirini çektiklerini gözlemledi. Meraklı ve yeniliğe açık kadın ve erkekler (dopamin ilintili) birbirlerini tercih ederken, analitik düşünen şüpheciler (testosteron ilintili), hayalperest ve sempatik (östrojen ilintili) yapıdaki zıt kişileri çekici buldular.

Romantik aşk

Fisher ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada 40’tan fazla kadın ve erkek beynini fMRI (Fonsiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme Tekniği) ile aşk için taradılar. Çalışma sonucunda sevgililerinin fotoğraflarına bakanların beyinlerinde dopamin aktivitesi saptandı. Dopaminin harekete geçirici, dikkati artırıcı ve haz veren ödüllerle ilintili olduğu düşünüldüğünde araştırma sonuçları oldukça mantıklı.

Dopamin sistemindeki bu hareketlilik kuşlar dahil çoğu hayvanda da gözlemlendi. Hayvanlar kur yaparken tek bir eşe odaklanıp, sürekli onu takip ederler ve ona karşı oldukça hassas davranırlar. Yani aynı bizim gibi “deli divane” olurlar! Ve eşlerini tavladıklarında, hayvanlar aleminde kazanan onlardır.

Bulguların ışığında modern beyinlerimizin aşık olmaya kurulu olduğu ve hatta sevilmeyi beklemeye de “programlı” olduğu söylenebilir. Ancak, hayatta “kazanan” olmak için romantik aşk şart mı? Sürekli değişen sosyal normlar romantik ilişkilere bakışımızı nasıl etkiler? Bu soruların yanıtlarıysa hâlâ tartışmaya açık. 

KAYNAKLAR

  • 1. Fisher, H. (2004). What is Love? On Air, BBC International Magazine 98:12-15 http://www.helenfisher.com/downloads/articles/08bbconair.pdf
  • 2. Fisher, H. E. (2012). We have chemistry! - the role of four primary temperament dimensions in mate choice and partner compatibility. Geoff Warburton, Ed. The Psychotherapist, Autumn 2012:Issue 52: 8-9. United Kingdom. http://www.helenfisher.com/downloads/