Juno Jupiter’in Tozunu Aldı!


Raşit Gürdilek

Gaz devinin sırları mercek altında...

NASA’nın beş yıllık bir yolculuktan sonra geçtiğimiz 4 Temmuz günü Jüpiter’in yörüngesine oturttuğu uzay aracı Juno, Güneş Sistemi’nin en büyük gezegenine ilk yakın geçişini 27 Ağustos’ta adeta bulutlarını sıyırırcasına gerçekleştirdi.

Gaz devini çevreleyen bulutların dinamiğini, yapılarını ve içeriğini incelemek üzere gönderilen uzay aracı, bu ilk ve en yakın geçişini bulutların yalnızca 4200 kilometre üzerinden, gezegene göre saatte 208.000 kilometre hızla yaptı (Karşılaştırmak için: Juno yukarıdaki fotoğrafı gezegenden 703.000 km uzaktayken çekmiş).

Jupiter’in kuzey ve güney kutuplarının da ilk kez görüntülenebileceği hayli eliptik bir yörüngeye yerleştirilen Juno, her seferinde biraz daha uzaktan olmak üzere 35 yakın geçiş daha yapacak.

NASA yetkilileri aracın taşıdığı sensörlerden sürekli bilgi akışı sağlandığını ve yakın geçiş sırasında elde edilen ve gezegenin atmosferinde muazzam hızlarla dolanan bulutlarla kutuplarının yüksek çözünürlüklü görüntülerinin birkaç hafta içinde yayınlanabileceğini belirttiler.

Rekorlar gezegeni

Çapı Güneş’in çapının onda biri (ekvatorunda 143.000 km), Dünya’nınkininse 11 katı olan kadar olan gezegen, Güneş Sistemi’ndeki tüm öteki gezegenlerin toplam kütlesinin 2,5 katı kütleye sahip. Bu kütle, Dünya’nın kütlesinin 318 katı. Gezegenin, Dünya kütlesinin 12 ila 45 katı kütlesinde, kaya ve buzdan oluşmuş katı bir çekirdek, bunu çevreleyen ve gezegenin yarıçapının yüzde 78’ine kadar uzanan sıvı halde yoğun “metalik” hidrojen katmanla, moleküler hidrojen ve helyumdan oluşan, “süperkritik akışkan” (gaz ve sıvı hallere ayrılmayan) bir iç atmosfer ve yaklaşık 1000 km derinlikte gaz halinde hidrojen ve helyumdan oluşan bir dış atmosferden oluştuğu düşünülüyor. Dış atmosfer, hacim olarak yaklaşık yüzde 90 hidrojenden, yüzde 9 kadar helyum ve toplam yüzde bir oranında da metan, su buharı, amonyak ve silisyum bileşikleriyle, daha az miktarlarda karbon, etan, hidrojen sülfür, kükürt, neon, oksijen gibi element ve bileşiklerden oluşuyor.

Hızın sonuçları

Güneş’ten ortalama 778 milyon km uzaklıkta olan Jüpiter, bir yörünge turunu 11,86 yılda tamamlıyor. Devasa kütlesi ve çapına karşın kendi ekseni çevresindeki dönüşüyse 10 saatin biraz altında tamamlanıyor. Bu yüksek dönüş hızı nedeniyle atmosferinde, büyük ölçüde amonyak kristalleri, amonyum hidrosülfür ve su buharından oluşan bulutlar, farklı derinlik, yön, hız ve renklerde bantlar halinde gezegeni çevreliyor ve aralarındaki etkileşim, hızı saatte 400 km’ye kadar varan uzun süreli fırtınalara yol açıyor. Jüpiter’in “alamet-i farikası” (belirleyici işareti) sayılan ve çapı Dünya’nınkinin birkaç katı olan  “büyük kırmızı nokta”nın da yaklaşık 500 yıldır süren muazzam bir fırtına olduğu düşünülüyor. Bu çalkantılı yapısına karşın bulut tabakasının yalnızca 50 km kalınlıkta olduğu hesaplanıyor. Gezegenin yüzey sıcaklığı gaz kütlesindeki basınç seviyelerine bağlı olarak -160 °C ila -108 °C arasında değişiyor. Gezegen, Europa, Ganymede, Io ve Callisto adlı dört büyük uydusu da dahil olmak üzere toplam 67 uyduya sahip.

Devler dans edince...

Jüpiter’in Güneş Sistemi’nin oluşumu sürecinde 4,503 milyar yıl önce, yani Dünya’dan 40 milyon yıl daha önce oluştuğu ve öteki gaz devi gezegenlerle kütleçekimsel etkileşim nedeniyle şimdikine göre Güneş’ten daha uzak olan yerinden içeriye doğru göç ettiği düşünülüyor. Güneş Sistemi’nin oluşumu ve ilk aşamalarıyla ilgili yaygın kabul gören modellere göre bu göç, ilkel Güneş’in çevresindeki yoğun asteroid kuşağını darmadağın edip Güneş’e yakın konumlardaki “süper dünyaları” parçalayan ve bugünkü daha küçük iç gezegenlerin oluşmasına yol açan bir asteroid ve kuyrukluyıldız bombardımanına yol açmış. Ardından, ikinci bir bombardımanla bu gezegen ve ayların kraterlerle delik deşik bir görünüm almasına neden olmuş. 

KAYNAKLAR

  • 1. NASA’s Juno Successfully Completes Jupiter Flyby, NASA, 27 Ağustos 2016
  • 2. https://en.wikipedia.org/wiki/Moons_of_Jupiter