İnsanın En Erken Atası (mı?)


Melda Bağdatlı

Şempanze, hayvan soy ağacında insanın en yakın akrabası kabul ediliyor. Evrim yolculuğunda yollarımızın nerede ayrıldığı, paleoantropolojinin en tartışılan konularından. Şimdiye dek bu ayrılığın insanın erken atasının Afrika’da ortaya çıktığı dönemde 5 ila 7 milyon yıl öncesinde gerçekleştiği kabul ediliyordu. Fransız paleoantropolog Yves Coppens 1994’te, Doğu Afrika’daki iklim değişikliğinin bunda büyük rol oynadığını öne sürmüştü.

Almanya, Bulgaristan, Yunanistan, Kanada, Fransa ve Avustralya’dan iki araştırma ekibi yeni bir hipotezle geldi. Ellerinde ise Yunanistan’da 1944’te bulunan ve Graecopithecus freybergi adı verilmiş olan hominide ait bir alt çene ile Bulgaristan’dan üst çeneye ait bir küçük azı dişi vardı. Bilgisayar tomogrofisiyle fosillerin kemik yapılarını canlandırdılar. Dişlerin yerleşimi insansı maymundan çok Ardipithecus ve Australopithecus gibi erken insanların diş yapısına benziyordu.

Graecopithecus’un yaşı da şaşırtıcıydı. Kesin rakamlarla 7,24 ila 7,175 milyon yaşındaydı. Ve Afrika, Çad’da bulunan ve erken insan olma potansiyeli taşıyan en erken fosil Sahelanthropus’dan birkaç yüz bin yıl daha yaşlıydı! Bu dönem aynı zamanda Akdeniz’in kurumaya başladığı Messiniyen döneminin sonuna denk geliyordu.

“Bu gelişme bize insan ve şempanzenin yollarını Akdeniz bölgesinde ayırmış olabileceğini düşündürdü” diyor araştırmanın yazarlarından Profesör David Begun. 

Kömür ve çimen

Profesör Madelaine Böhme liderliğindeki araştırma ekibi, Kuzey Afrika’da yer alan Sahra Çölü’nün 7 milyon yıldan daha önce oluştuğunu gösterdi. Bunu da iki fosilin bulunduğu çökeltilerin jeolojik analizini yaparak gerçekleştirdiler. Sahra’dan fiziksel olarak uzak olsa da, buradaki kırmızı renkli alüvyonlar çok ince taneliydi ve büyük olasılıkla çöl kumuydu. Uranyum, toryum ve kurşun izotopu analizleri kum parçacıklarının 0,6 ila 3 milyon yaşında ve Kuzey Afrika kökenli olduklarını gösteriyordu. Çok miktarda farklı tuzlar da içeriyordu.

“Bunlar Sahra’nın 7,2 milyon yıl önce yayıldığını ve çöl fırtınalarıyla Akdeniz’in kuzey kıyılarına kırmızı tuzlu kumlarını gönderdiğini gösteren ilk verilerdi” diyor Tübingen’deki ekip. Aynı süreç bugün de gözleniyor.

Sahra’nın yayılmasıyla eşzamanlı olarak Güney Avrupa’da bir savan topluluğunun oluşmaya başladığını da belirtiyor araştırmacılar. Ve bunun insan ile şempanzenin kaçınılmaz ayrılığına sebebiyet verdiğini düşünüyorlar.

Bunu nasıl anlıyorlar? Kömür ve bitki parçacıkları üzerinde çalışırken… Ellerindeki fitolitlerin büyük oranda C4-fotosentez yapısına benzediğini görüyorlar. Bu tür otlakların sekiz milyon yıl önce Hindistan alt kıtasından dünyaya yayıldığı biliniyordu, ama Avrupa’daki varlığı şimdiye dek belirsizdi. Fitolit verileri yoğun kuraklıkların varlığını kanıtlıyor. Kömür analizleri ise bitki örtüsünün defalarca yangına maruz kaldığına işaret ediyor.

Özetle: Kuraklaşan kıtadan daha yaşanabilir yerlere göçün öyküsü sandığımızdan daha eski olabilirmiş. Gelecek hipotezlerde buluşmak üzere…

KAYNAKLAR

  • 1. https://www.eurekalert.org/pub_releases/2017-05/uot-sf7051717.php
  • 2. http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0177347
  • 3. http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0177127