#

Yeme Bozuklukları ve Beyin

Etiketler

Yeme Bozukluklarının Sinirsel ve Bilişsel Bağıntıları

Aşırı yeme bozukluğu (Binge Eating), anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza gibi yeme bozuklukları günümüzdeki en tehlikeli psikolojik rahatsızlıklardandır. Bu sorunlar özellikle genç nüfus arasında giderek yaygınlaşıyor ve yıkıcı boyutlara ulaşıyor.

Yeme bozuklukları, yiyecek tüketimine ilişkin aşırı davranışlarla özdeşleştirilir. Örneğin aşırı yeme bozukluğu (Binge Eating), kısa sürede yüksek miktarda yiyecek tüketiminin birçok kez tekrarlanması olarak açıklanabilir ve bu durumlarda hastanın kendini yönetmede kontrol eksikliği, bu davranışına karşı utanç ve genel olarak aşırı stres yaşadığı belirtilir. Aynı zamanda aşırı yeme durumlarının telafisine yönelik, bu periyotlardan (binge) sonra hastaların istifra (purge) ettiği durumlar görülür. Bu takibin bir seriye dönmesi (binge + purge), yaşamı tehdit eden başka bir yeme bozukluğu olan bulimia nervozayı karakterize eder. Anoreksiya nervoza hastalarındaki durumsa, bireyin vücut-ağırlık indeksinden bağımsız olarak gerçekdışı bir şekilde kendini olduğundan daha da zayıf görme arzusudur. Aynı zamanda, anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza hastaları beden algılarında bozukluk hisseder ve kilo alma korkusu yaşarlar.

Gıdaya kolay ulaşılabilirliğin ve zayıf, ince vücutları teşvik eden bir kültürün genç popülasyonlar arasında yeme bozukluklarının ortaya çıkmasının ve yaygınlığının başlıca nedenlerinden olduğu bilinse de, bu tür hastalıkların sinirsel ve bilişsel bağlantıları hakkında yeterli miktarda bilgi bulunmuyor. Bazı yeme bozukluğu özelliklerinin bilişsel ve sinirsel bağlantılarının olduğu, birçok araştırma tarafından gösterilmiştir. “Bilişsel katılık” ve “dikkat yanlılığı”, yeme bozukluklarının bilişsel bağlantılarından. Aynı zamanda, her tip yeme bozukluğu hastalarının, rahatsızlıklarının üstesinden gelmek için farklı stratejiler kullanması, bilişsel süreçlerinin de farklı olduğunu gösterir.

Yeme bozukluklarının bilişsel bağlantılarından birinin “dikkat yanlılığıdır” olduğundan söz etmiştik. Yeme bozukluğu olan hastalar, özellikle sevilmeyen vücut bölgelerine yönelik algılarını güçlendirirken, aşırı diyetler yapma gibi semptomatik davranışlarda bulunurlar.

Yeme bozukluklarının bilişsel bir başka bağlantısı olan “bilişsel katılık”, zihinsel olarak yeni durumlara uyum sağlamada zorluk yaşamak olarak tanımlanır. Bazı araştırmacılar, mükemmeliyetçiliğin bilişsel katılık ile zayıflık arzusu arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bir ilişki modeli önermiştir.

Yeme bozukluklarının davranışsal göstergeleri ile beyindeki sinirsel bağlantılar arasında paralellikler mevcuttur. Araştırmalar, bu bozukluklara sahip bireylerde duyguların hissedilmesinden sorumlu amigdalanın işleyişinde farklılıklar bulmuştur ve böylece yoğun kilo alma korkusunu bununla açıklamıştır.

Yeme bozuklukları ile ilişkili bir başka sinir mekanizması ise amigdala, talamus fusiform gyrus, putamen ve arka insuladan oluşan talamo-insular bağlantısıdır. Bu bölgeler, bedensel durum algısında rol oynarlar ve anoreksiya nervoza hastalarında “bozulmuş” olarak görülürler. Ayrıca, bulimia nervoza ve aşırı yeme bozukluğu hastalarının, anoreksiya nervoza hastalarına göre kontrol mekanizmalarının daha zayıf bir ödül karşısında dahi (kısa süreli şeker/enerji ihtiyacı gibi) kendilerini kontrol etmekte güçsüz kaldığı bilinmektedir. Bu iki hastalıkta da ortak olarak görülen aşırı yeme periyodu (binge) ve ardından gelen sağlıksız dengeleme periyodu (purge), engelleyici kontrol mekanizmasının daha az gelişmesiyle veya sekteye uğramasıyla özdeşleştirilebilir. Bu kontrol mekanizması güçsüzlüğü, bu tip hastalarda nörolojik kanıtlarla açıklanabilmektedir.

Unutulmayalım ki, yeme bozukluklarının bilişsel ve sinirsel ilişkilerini anlamak, daha iyi klinik müdahaleler geliştirmek ve uygulamak için çok önemlidir.

KUUPJ’in son sayısını ve makalenin tamamını http://kuupj.ku.edu.tr adresinde bulabilirsiniz.

REFERENCES

  • 1. Melik, S. Z. (2019). Eating Disorders and the Brain: Neural and Cognitive Correlates of Eating Disorders. Koç University Undergraduate Psychology Journal, 1(7), 17-24.