Türler Edebiyatında Tutunamayanlar


Dila Altındiş

Biyoçeşitliliğin en nefes kesici betimlemelerinden biri, “sınıflandırılması 300 bin uzmanın 1200 yıl boyunca aralıksız çalışmasını gerektirecek bir türler topluluğu” olmalı. Bu çılgın uğraşın neresindeyiz diye merak ediyorsanız; 250. yılında ve yaklaşık 2 milyonuncu türdeyiz. Ulaştığımız en iddialı ve sarsıcı verilerden bir diğeri ise, biyolojik çeşitliliğin yok oluş hızının, doğal tükenme oranının binlerce katına ulaştığı. Demek bilim onları keşfedemeden yok oluyorlar…

Türlerin dünyasının yanında “ünlü”lerinkinin lafı bile olmaz. Şayet gezegeni paylaştığımız milyonlarca türle sınırlı bir bilim gazetesi yayımlasaydık, her gün keşfedebildiğimiz 40 türe karşın yok olan 150-200 tanesine yer ayırmak zorunda kalacaktık. Jeolojik tarihte gerçekleştiğini bildiğimiz yok oluş dalgalarının altıncısının* arifesinde, bilim insanları 4 milyar yıllık evrim sürecinde tahrip ettiğimiz biyoçeşitliliğin hacmini hayal edebilmemize yardım edecek bir hesap çıkardı.

Doğal hızın binlerce katı

Hesaba göre bugün türlerin insansız bir gezegende –yaklaşık 200 bin yıl önce- gerçekleşen doğal tükenme oranından 1000 -10.000 kat daha hızlı yok olduğu tahmin ediliyor. Doğal tükenme oranı deyince kafanızda her yıl 1-5 türün yok olduğunu canlandırabilirsiniz. Oysa uzmanlara göre her yıl, tanımlayabildiğimiz bütün türlerin yüzde 0,01 - 0,1’i kadarı insan faaliyetlerinden dolayı tükeniyor.

Günde 200 türe elveda

Bu gezegende ortalama ve bilimsel olarak 2 milyon farklı türü tanımlamış olduğumuz iddiası üzerinden hesapla, alt limit isabetliyse, her yıl tükenen türlerin sayısı 200’le 2 bin arasında. Şayet üst limit gerçeğe daha uygunsa, her yıl sayıları 10 bin’le 100 bin arasında türle, en hafif ifadeyle yolları ayırmış bulunuyoruz. Artık her 24 saat içinde 150-200 türe elveda ediyoruz. Dahası bir başka bilimsel rapora göre, bu yüzyılın ortalarına doğru bildiğimiz bütün türlerin yüzde 30-50 kadarı tükenme tehlikesiyle burun buruna gelecek.

Taze tükendi
Taze ve çarpıcı bir veri: Yeryüzünün yüzde 1'ini kapladığı halde, bilenen türlerin yüzde 10'una yuva olan Amazon bölgesinde iki yıldır süren bir araştırmanın sonucunda, iki günde bir yeni bir türün keşfedildiği açıklandı. Çiftçilik ve keresteciliğin bölgenin flora ve faunasına zarar verdiğini belirten Doğal Hayatı Koruma Vakfı Amazon sorumlusu Ricardo Mello, son yıllarda keşfedilen 381 türün tamamının, insanlar onları tanıyamadan tükendiğini ekledi!
Bu konuda en detaylı açıklamaları yapan Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’ne (IUCN) göre, amfibilerin (iki yaşamlılar) yüzde 41’i, memelilerin yüzde 26’sı, incelenme olanağını bulduğumuz türlerin yüzde 38’i tükenme tehdidi altında. 

Deniz canlısı türlerinin yüzde 90’ı bize yabancı

Yeryüzüyle ilgili bildiklerimiz, hâlâ gökyüzüne dair bildiklerimiz kadar bile değil! Bunu Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) söylüyor. Coğrafi gruplandırmaya göre tanımlayabildiklerimizin yüzde 75’i karada yaşıyor. Yani keşfedilenlerin yalnızca dörtte biri sular altında, oysa yeryüzünün yüzde 70’i suyla kaplı! Araştırmalara göre hâlâ denizde yaşayan türlerin yüzde 90’ı bizler için sırlarla dolu.

Tutunamayan kalabalıklar

Tükenme tehdidiyle en fazla karşı karşıya olanlar amfibiler. Bilinen 6300 amfibi türünün en az üçte biri;

BirdLife International’a göre, bilinen 9 bin 865 kuş türünün yüzde 12’si tükenme tehlikesi altında, yüzde 2’si ise yüksek tükenme riski grubunda. Bilinen balık türlerinin yüzde 21’i -1851 balık türü- tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Bunların üçte birinden fazlasını köpekbalığı türleri oluşturuyor. Bilinen 1,3 milyon omurgasız türün yaklaşık üçte biri… Bilinen 5 bin 491 memelinin beşte biri tükenme tehdidi altında. Bir yarısının da nüfusu dramatik ölçülerde azalıyor. Bitkilerde bilinen 300 bin türün yüzde 68’i, sürüngenlerde ise yüzde 21’i...

Bütün bu yüksek tükenme riskleri var olsa da, epik bir yok oluş çağında yaşıyor olsak da, yılda yaklaşık 15 -18 bin kez türlerin keşfini, yeniden sınıflandırmasını ve tanımlamasını yapıyor oluşumuz heyecan verici çünkü biyoçeşitliliği gözeten politikalar talep etmenin yegane dayanakları onlar…

 

 

*2015 yılında yapılan bir araştırma dünyanın 6. Yok Oluş Çağına girdiğini ileri sürdü. Son yok oluş çağı, dinozorların tüm türlerin yüzde 75’iyle birlikte yok olduğu 66 milyon yıl önce yaşanmıştı. 

KAYNAKLAR

  • 1. http://advances.sciencemag.org/content/1/5/e1400253
  • 2. https://www.theguardian.com/environment/2011/aug/23/species-earth-estimate-scientists
  • 3. http://news.nationalgeographic.com/news/2011/08/110824-earths-species-8-7-million-biology-planet-animals-science/
  • 4. http://journals.plos.org/plosbiology/article?id=10.1371/journal.pbio.1001127
  • 5. https://www.theguardian.com/environment/2010/aug/16/nature-economic-security
  • 6. http://www.independent.co.uk/environment/world-facing-annihilation-species-extinction-animal-population-proceedings-of-the-national-academy-a7834531.html
  • 7. https://phys.org/news/2017-08-species-amazon.html
  • 8. http://www.mamiraua.org.br/cms/content/public/documents/publicacao/c1f6bb0a-3771-4134-9056-
  • 9. http://www.mamiraua.org.br/cms/content/public/documents/publicacao/c1f6bb0a-3771-4134-9056-29a19d6ea6cf_relatorio_de_especies_baixa_res_web_21_08-2-.pdf
  • 10. http://www.biologicaldiversity.org/programs/biodiversity/elements_of_biodiversity/extinction_crisis/