Şeker Beyninizi Nasıl Etkiliyor?


Özge Üstündağ

Sıcaktan eridiğiniz bir günde dilinizin ucunda erimesini istediğiniz o tatlı şey ne olabilir?

Tabii ki dondurma!

Aramızdaki sağlıklı beslenme gurusu bile, yapış yapış nemli bir yaz gününde tatlı ve ferahlatıcı bir atıştırmalığa hayır diyemeyecektir; hele bir de o atıştırmalık vanilyalıysa!

Ara sıra kendinizi tatlı yiyeceklerle şımartabilirsiniz. Dilinizin üzerindeki tat alıcıları bir parça çikolata ya da ev yapımı kurabiyeyle şaşırtmanızın hiçbir sakıncası yok. Ne yazık ki, şekerin dozunu kaçırdığımızda birtakım sağlık sorunları ortaya çıkıyor.

Acı-tatlı gerçek

Enerjiye en fazla ihtiyaç duyan organ beyindir ve bir çesit şeker olan glikozla çalışır. Eğer kan şekeri kritik seviyelere düşerse, beyindeki kimyasal “postacılar” yani nöronlararası iletişimin çökmesi kaçınılmazdır. Beynimiz, düşünme, hafıza ve öğrenme gibi fonksiyonlarını sürdürebilmek için onu devamlı besleyen şeker-yakıtına ihtiyaç duyar.

Bu, tabii ki beynin profiterol, şekerleme ya da kremalı yaz içecekleriyle çalıştığı anlamına gelmiyor. Genelde tüketmeye alışık olduğumuz besinler beyinsel ve bedensel fonksiyonlari kontrol eden sistemi ya çökertir ya da besler.

Şekerli bir kahvaltılık gevrek yediğinizde dilinizin ucundaki tat alıcılar tatlı sinyalini yakalar ve onu beyin korteksine, yani beynin en üstündeki “kırışık” kabuk katmanına gönderir. Bu sinyaller beyindeki ödül merkezini hareketlendirerek, bizi “iyi hissettiren hormon” dopaminin salgılanmasını tetikler.

Ödül sisteminin uyarılması evrimsel bağlamda bizler için faydalıdır çünkü bu aktivasyon hayatta kalabilmemiz için önemli davranışları yerine getirmemizde bizi motive eder. Arkadaşlarınızla sohbet etmek ya da bir anneanne kurabiyesi yemek ödül sistemini uyarır ve beyinden salgılanan dopamin size haz verir.

Sinirbilimci Nicole Avena’nın Ted-Ed videosunda anlattığına göre dengeli bir öğün yediğinizde de beyin dopamin salgılar. Ancak aynı öğünü her gün yediğinizde, o yemek artık size zevk vermez ve dopamin seviyesi düşer.

Dengeli öğünü şekerli olan yiyeceklerle değiştirirseniz, dopamin salgılanmaya devam eder ve kendinizi ödüllendirilmiş hissedersiniz. Fakat şekerli yiyeceklerin ucunu kaçırırsanız dopamin seviyesi yüksek kalmaya devam eder. Bu da, şeker toleransınızın artması yani daha önce size yeten dozun artık yetmemesi anlamına gelir.

“Ödül sistemi aşırı derecede uyarıldığında kontrol kaybı, aşerme, şekere karşı yüksek tolerans gibi birtakım talihsiz olaylar yaşanmaya başlar” diyor Dr. Avena.

İşte bu yüzden şeker bağımlılık yapabilir ve bırakmak duygusal olarak acı verici olabilir.

Fazla şeker tüketimi erkeklerde psikolojik problemlerle ilintili

Univesity College London (İngiltere) araştırmacıları son araştırmalarında fazla şeker tüketimini uzun vadede yaşanabilecek psikolojik problemlerle ilişkilendirdiler.

Araştırma makalesinin yazarlarından Profesör Eric Brunner (UCL Epidemiyoloji ve Halk Sağlığı Enstitüsü) ve ekibi 5000’den fazla erkek ve 2000’den fazla kadın katılımcıyla şeker tüketimini ve psikolojik bozuklukların ortaya çıkma oranını incelediler. Bu çalışmanın takip dönemi 1983 ile 2013 yılları arasında 22 yıl sürdü.

Günde 67 gramdan fazla şeker tüketen (şekerli besinlerden ve yiyeceklerden) erkeklerin beş yıl sonra psikolojik problem yaşama şansları yüzde 23 arttı. Bu bulgu sağlıkla ilintili davranış, sosyal-demografik ve beslenme tarzıyla ilgili faktörlerden bağımsızdı.

67 gram şekeri hayal edebilmeniz için şöyle düşünün: yaklaşık üç dilim keke ya da 4-5 top vanilyalı dondurmaya eş değer. Dünya Sağlık Örgütü yetişkin ve çocukların gündelik ek şeker tüketimini optimum sağlık için 25 gramın (6 çay kaşığı) altında tutmalarını tavsiye ediyor.

Duygudurum bozukluğu olan ve tatlıya en düşkün erkek ve kadınlarda beş yıl sonra depresyon görülme riski yüksekti. Ancak araştırmacilar bu bulgunun daha farklı sağlık ve beslenme şekilleriyle ilgili faktörlerden de etkilenmiş olabileceğini vurguluyor.

Makelenin ilk yazarı Anika Knüppel şöyle söylüyor, “Duygudurum bozukluğu yaşama riskini etkileyen birçok faktör var, ancak şeker oranı yüksek yiyecek ve içecek tüketimi bardağı taşıran son damla olabilir.”

Araştırmacılar, kadınlarda fazla şeker tüketimiyle yeni duygudurum bozuklukları arasında bir ilişki saptamadılar.

Sizleri bu mesajla bırakıyoruz

Arada tatlılarla kendinizi şımartın ama aynı zamanda beyninizi sağlıklı, dengeli ve besin yönünden zengin yiyeceklerle de doyurun. Beyniniz size gelecekte teşekkür edecek!

KAYNAKLAR

  • 1. http://neuro.hms.harvard.edu/harvard-mahoney-neuroscience-institute/brain-newsletter/and-brain-series/sugar-and-brain
  • 2. https://www.youtube.com/watch?v=lEXBxijQREo
  • 3. http://learn.genetics.utah.edu/content/addiction/rewardbehavior/
  • 4. http://www.ucl.ac.uk/news/news-articles/0717/27072017_sugar_mental
  • 5. http://www.who.int/mediacentre/news/releases/2015/sugar-guideline/en/