Peki Ama Neden Frengi?


Melda Bağdatlı

Bir zamanlar kolera terimi kusma ve ishale sebep veren tüm hastalıklar için kullanılıyordu. Adının kaynağı da Yunanca safra anlamına gelen “chole” (okunuşu kole) kelimesiydi. Lejyoner hastalığı, dang humması, frengi… Onlar adını nereden aldı? Amerikalı sağlık muhabiri Leah Samuel, bazı hastalıkların hikâyesini bir araya getirmiş.

Listeriya (Listeria)

E.G.D. Murray 1924’te monocytogenes bakterisini ilk kez ayrıştırdı. Adını da birkaç yıl önce ölen İngiliz cerrah Joseph Lister’in anısına Lister koymayı önerdi. Diğer bilimciler Lister adını çoktan bir cıvık mantar türüne vermişlerdi. Murray de, bozulmuş yemekten geçen çubuk biçimli bir tür bakteriye Listeria adını vermekte ısrarcı oldu.

Joseph Bey için talihsiz seçimlerdi bunlar tabii. Ne de olsa bilim ve tıp çevreleri ölümcül olma potansiyeli taşıyan bir mikroba belli bir kişinin adını vererek, o kişiyi “onurlandırmış” olduklarını düşünürler. Ancak Joseph Lister’in ölümünden sonra gelen bu garip ünü, parlak kariyeriyle hafif bir tezat halindeydi. Glasgow Kraliyet Reviri’nde çalıştığı dönemde, 1861-1865 yılları arasında, ampütasyon hastalarının neredeyse yarısının “hastane virüsü” nedeniyle hayatını kaybettiğini farketmişti –bugün septisemi veya kan zehirlenmesi deniyor. Lister, bu hastalığa ve enfesksiyona mikropların neden olduğunu öne sürdü ve bu mikroplardan korunmak için farklı yollar denedi. El yıkamayı ve aletleri antiseptikle temizlemeyi önerdi. Döneminde, 1869 itibariyle, ameliyat sonrası ölümler yüzde 15 azaldı. 1875’te ise sona erdi. Lister, bulgularını 1877’de sundu ve ancak bundan sonra ABD ve Avrupa’da ameliyatlarda eldiven ve sterilize edilmiş aletler kullanılmaya başlandı.

Lister 1912’de hayatını kaybettiğinde kör, sağır ve ağır hastaydı. Ve ameliyatlarda “temiz eller”i önerdiği için ne yazık ki, pek çok olumsuz tezahüratla mücadele etmek zorunda kalmıştı.

Norovirüs

1968’de Ohio-Norwalk’taki Bronson ilkokulundaki 150 öğrenci kusma ve ishalle kendini gösteren bir hastalığa yakalandı. Araştırmacıların hastalığın kaynağını bulmaları dört yıl sürdü. Kim bilir kaç dışkı örneği sonrasında “kış hastalığı”, “kusturan kış virüsü”, “mide gribi” gibi adlar verildi. Araştırmacılar virüsü ayrıştırıp tanımlayabildikten sonra, Norwalk’u kırıp geçiren bu hastalığa tabii ki şehrin adını verdiler. Benzer virüsler ilerleyen yıllarda başkalarını da etkiledi ve doktorlar da bu tür “akraba” virüslerin tamamını Norovirüs adıyla tanımlar oldular.

Kolera

MÖ 3. yüzyıldan 1800’lerin sonuna kadar kullanılan yaygın bir tıp modeline göre, insan bedeni dört tip sıvı barındırıyordu: kan, safra, kara safra ve balgam. Demek, içimizin hiç de iç açıcı olmadığını düşünmüşüz yüzyıllarca. “Sıvı modeline” göre, bu dört sıvıdan herhangi birinin fazlalığı vücudun dengesini bozuyordu. Vücut da dengesini bulmak için çabalıyordu. Hastalıklar da böyle ortaya çıkıyordu. Yunanca safra anlamına gelen “chole” kelimesinden türeyen kolera da yüzyıllar boyunca kusma ve ishale neden olan çeşitli hastalıklar için kullanıldı. Bu isimle basitçe, vücuttaki fazla safranın atılması ima ediliyordu.

Lejyoner Hastalığı

1976’da bir Amerikan lejyonun (askeri birliğinin) üyeleri Philadelphia’daki bir otelde kentin kuruluşunu kutluyordu. Otele girdikten bir süre sonra katılımcılarda göğüs ağrısı, sersemlik, kusma ve ishalle kendini gösteren şiddetli bir hastalık ortaya çıktı. Semptomlar çoğu kişide ancak evlerine döndüklerinde kendini göstermişti. Sonuç olarak 189 asker hastalandı, 29’u hayatını kaybetti.

Hastalığın kaynağı aylar sonra teşhis edilebildi. Bu, “lejyoner akciğeri seven” adını verdikleri yeni bir bakteri türüydü. Yani, Legionella pneumophila. Bakteri, otelin su soğutma kulesinde çoğalmıştı. Soğutma sistemi içindeki su sayesinde otel konuklarına serinlik vermiş ve beraberinde Lejyonella bakterisini serpiştirmişti.

Dang Humması (Dengue)

Hastalığa dair bilinen ilk tanımlama MÖ 3. yüzyıl Çin kaynaklarında geçiyor. Ateş, baş ağrısı ve kurdeşenle kendini gösteriyor. Adının kökeninde ise İspanya ve Afrika var. Doğu Afrika’da kullanılan Svahili dilinde ani, kramp benzeri nöbetlere verilen ve “şeytani ruh” anlamına gelen kelimeyi, İspanyollar kısaltarak “dengue” adını veriyorlar. Dengue adı, Çin’deki tıp kaynaklarına “su zehirlenmesi” olarak giriyor ve uçan böceklerin bu hastalıkta payı olduğu notu düşülüyor.

Bugün kendisine “dang humması” diyoruz ve büyük hacimdeki durgun su kaynakları çevresinde yaşayan enfekte olmuş sivrisineklerden bulaştığını biliniyoruz.

Sifilis (Frengi)

14. yüzyıl Avrupası’ndayız şimdi de... Savaşlar bitmiyor. Her ülke kötü giden her şey için komşusunu suçluyor. Kötü şeylere salgınlar, hastalıklar da dahil tabii. Dolayısıyla bugün sifilis adını verdiğimiz hastalık, Fransızlar arasında “Napoliten hastalığı”, İtalyanlar arasında da “Fransız hastalığı” olarak biliniyor. Ruslar “Leh hastalığı” derken, Lehler nedense “Alman hastalığı” diyor. Uzun yıllar bu şekilde devam ediyor. Ta ki İtalyan doktor –ve şair– Girolamo Fracastoro, 1530’da yayımladığı şiir-öyküsünde hastalıktan bahsedene dek. Doktor, hastalığa yakalanan kahramanına Syphilus adını veriyor. Hastalık da böylece ülkelerden bağımsızlığını ilan ederek sifilis adına kavuşmuş oluyor.

Şunu da söylemek gerek. Araştırmacılar frengiye neden olan Treponema pallidum bakterisini tanımladılar. Ama hastalığın kökeni konusunda fikir birliğine henüz varamadılar. 

KAYNAKLAR

  • 1. https://www.statnews.com/2017/10/24/etymology-disease-names/