Matematik Dünyasında Kadın


Pınar Süngü, Koç Üniversitesi Matematik Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi

Meryem Mirzahani 2014 yılında çeşitli basın organlarında “Matematiğin Nobeli sayılan Fields Madalyası’nı kazanan ilk kadın oldu” gibi başlıklarla haber oldu. Ama ilginç olan, Mirzahani’nin matematiksel başarısından, hangi çalışmasıyla bu ödülü hak ettiğinden ziyade, kadın olmasıyla ön plana çıkmasıydı. Kadının bilim dünyasındaki yeri antik çağdan beri dünyanın kabullenmekte zorlandığı bir “problem” olarak karşımıza çıkıyor zaman zaman. Filozof ya da biliminsanı dediğimizde akıllara gelen ilk isimlerin ortak özelliklerin biri, genellikle hepsinin erkek olması. Bunun nedenini, düşünebilmenin erkeklere atfedilen bir yetenek olması ile değil, kadınların düşüncelerini erkekler kadar sistematik bir şekilde aktarabilmek için yeterli zaman ve imkâna sahip olamaması şeklinde açıklamamız mümkün.

Antik dönemden İskenderiyeli Hypatia

MS 370’ten sonra yaşayan İskenderiyeli Hypatia, Yeni Platonculuk’un revaçta olduğu bir dönemde İskenderiye’de yaşadı. Önemli bir filozof olmasının yanı sıra astronomi ve matematik ile de ilgilenen Hypatia, zor bir dönemde varlığını sürdürdü. Hıristiyanlığın yeni yeni yayılmaya başladığı dönemde Hıristiyan olmayanlara karşı düşmanlık toplumda yaygındı. Bu durumdan Hypatia da nasibini almıştı. Felsefenin bu dönemde bölücü, otorite bozucu bir sistem olduğu düşüncesi onun işini daha da zorlaştırmıştı. Buna rağmen üstün zekâsı ile fark yaratan düşünür, İskenderiye Üniversitesi’nde astronomi ve geometri dersleri verdi. Hypatia’nın babası da ünlü matematikçi Theon’dur. Platoncu felsefeye göre, “Asıl gerçek görülebilen değil, onun ardında bulunandır.” Hypatia’nın da bu fikri savunduğu varsayılır.

Ne yazık ki, Hypatia’nın hayatı hakkında en dikkat çekici noktalardan biri ölümüne ilişkindir. Hypatia pagan olmakla, devlet işlerine karışmakla suçlandı ve taşlanarak öldürüldü. Ne kadar trajik bir durum olduğunu belirtmemize gerek yok değil mi? Bilimle ilgilenen bir kadının kimi tutucu çevreler tarafından büyücülükle suçlanması ve halkın ona karşı kışkırtılması sonucunda yobazlar tarafından öldürüldü. Bu trajik ölüm, tarihsel süreç içerisinde kadınların yaşadığı haksızlıkların tanıdık bir örneği olarak karşımıza çıkar.

Matematiğin çağ atladığı dönemden Sophie Germain

1776 yılında doğan Sophie Germain, 13 yaşındayken Arşimet'in ölüm hikâyesini okuduktan sonra matematikçi olmaya karar verir. Kendi kendine Latince ve Yunanca öğrenir. Ailesinin muhalefetine rağmen, Newton ve Euler'i okur. Germain’i durduramayacağını anlayan babası hayatı boyunca kızını destekler. Aslına bakarsanız bilim dünyasında kadının “yerini” en iyi şekilde görebilmemize yardımcı olacak trajik isimlerden biridir Sophie Germain. Kadın olduğu için derslere girmesinin yasak olduğu École Polytechnique ders notlarını edinen Germain, ünlü matematikçi Lagrange’ın derslerini uzaktan takip etmeye başlar. Lagrange için hazırladığı bir ödevi, kadın olduğundan ödevine önem verilmeyeceği kaygısıyla ‘‘M. LeBlanc'' sahte ismiyle gönderir.

Sophie Germain

Lagrange bu dehanın Sophie Germain olduğunu daha sonra öğrenir. Germain'i en çok etkileyen matematikçilerden biri de Gauss’tur. Ona da çeşitli matematik konularında birçok mektup yazmıştı.

Aynı kaygıyla, mektuplarına uzun süre “M. LeBlanc” olarak imza attı. Sophie Germain'in matematikteki ünlü Fermat Teoremi'nin çözümüne yaptığı katkılar bilim çevrelerince çok önemli kabul edilir. Bu çalışmalar, sayılar teorisinde kendisinden sonraki 100 yıllık gelişmelere ışık tuttu. Ayrıca Germain’in adı matematikte bazı asallara verilmiştir: p asal olmak üzere 2p+1’in de asal olması durumunda bu asallara “Sophie Germain Asalı” denir. Germain pek çok matematik yarışmasına katılmış ve makaleler yazmıştı ancak hiçbir zaman hak ettiği dereceleri elde edemedi. Bu bağlamda Germain bilimsel çalışmalarında “M. LeBlanc” ismini kullanmakla ne kadar haklı olduğunu tüm matematik dünyasına ispat etmiş oldu. Sophie Germain’in bilime katkılarının değeri ancak ölümünden 6 yıl sonra anlaşıldı; Göttingen Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk unvanı verildi.

Günümüzden Meryem Mirzahani 

Mirzahani hayalinin bir matematikçi değil, büyük bir yazar olmak olduğunu söylemişti bir röportajında. Ortaokuldaki matematik öğretmeni, Mirzahani’nin matematiğe yeteneği olmadığına kanaat getirmişti. “O yaşta başkalarının hakkınızda ne düşündüğü çok belirleyici oluyor” diyor Mirzahani. Öğretmeninin tavrı özgüvenini kötü etkilemiş ve o yıl matematiğe ilgisini kaybetmişti. Sonraki yıl matematik dersine giren öğretmeni ise tersine, kendisini çok teşvik etmişti. Lisede Matematik Olimpiyatları’na katılmayı talep etmiş ve müdür daha önce hiçbir kız öğrencinin böyle bir platformda yer almamış olmasını göz ardı ederek öğrencisini desteklemişti. İki yıl üst üste katılan Mirzahani,  ilk yıl altın madalya almıştı; ikinci yıl ise daha büyük bir başarı göstererek tüm soruları hatasız çözmüştü. Mirzahani üniversiteyi Tahran’da okuduktan sonra doktorasını yapmak üzere Harvard Üniversitesi’ne gitti. Doktora danışmanı Curtis McMullen (o da Fields Madalyası sahibi) Mirzahani’nin çok güçlü bir araştırmacı olduğunu, teknik becerilerinin yanında gözü pek bir hayal gücüne ve kendi vizyonunu oluşturma becerisine sahip olduğunu söylüyor.

Kısacası Mirzahani’de de açıkça gördüğümüz gibi kadının bilim dünyasındaki başarısı hâlâ şaşkınlıkla karşılanıyor. Neyse ki, İskenderiyeli Hypatia’dan bugüne değişen bir şey var: Kadın başarısı yüzünden dışlanmıyor, öldürülmek yerine saygın kuruluşlar tarafından destekleniyor.

KAYNAKLAR

  • 1. https://en.wikipedia.org/wiki/Sophie_Germain
  • 2. http://womenshistory.about.com/od/sciencemath1/a/sophie_germain.htm
  • 3. http://global.britannica.com/biography/Sophie-Germain
  • 4. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skenderiyeli_Hypatia
  • 5. http://www.bilim.org/sondurulen-isik-iskenderiyeli-hypatia/
  • 6. http://www.5harfliler.com/iranli-matematikci-meryem-mirzakhani-fields-madalyasini-kazanan-ilk-kadin/?doing_wp_cron=1444038842.3454210758209228515625