Mars Diyor ki: “Aramaya Devam!”


Deniz Candaş

NASA’nın Curiosity adlı yüzey gezgini iki yeni keşfe imza atarak, Mars’ta canlılığın varlığına dair arayışların geleceğini belirleyici bir mesaj verdi: “aramaya devam!”. Her iki bulgu da Kızıl Gezegen’de bir zamanlar canlıların yaşadığına dair kesin birer kanıt değil aslında, ama bu olasılığı epey yükselten cinsten. Önceki bulgular da göz önüne alındığında, doğru yolda olduğumuzu ve her an kesin bir kanıt bekleyebileceğimizi destekliyor. Durmak yok!

Her iki keşif de Curiosity’nin donanımının bir parçası olan Mars Örnek Analizi (SAM) adlı kimya laboratuvarının Mars yüzeyindeki Gale Krateri civarından aldığı örneklerde ortaya çıktı. Gale Krateri’nde milyarlarca yıl önce var olan bir su gölünde canlılık için gereken tüm koşullar (kimyasal yapı taşları ve enerji kaynakları dâhil) bulunuyordu. Bunun kanıtları da yine Curiosity tarafından ortaya çıkarılmıştı. Yaklaşık bir otomobil büyüklüğündeki Curiosity, bundan altı yıl önce kraterin bulunduğu bölgeye iniş yapmıştı.

Bilim dergisi Science’ın 8 Haziran tarihli sayısında yayımlanan makalede açıklanan ilk keşif, Mars yüzeyinin biraz altındaki üç milyar yıllık tortul kayaçlardan. Curiosity, Gale Krateri’ndeki göl tabanına ait oldukları düşünülen kayaçlarda saklanmış büyük ve karmaşık organik moleküller keşfetti.

Curiosity, Mars toprağındaki organik maddeleri tanımlayabilmek için Gale Krateri içindeki dört farklı bölgeden kil taşı (bir tortul kayaç tipi) örneklerini deldi. Bu kil taşları, bölgede milyarlarca yıl önce bulunan gölün tabanında biriken çamur ve kum tabakası çökeltisinden zaman içinde oluştu. Kayaç örneklerini yaklaşık 500 0C üzerine çıkartacak şekilde ısıtan SAM, toz haline gelen kayaçlardan açığa çıkan küçük organik molekülleri analiz etti. Araştırmacılar bunların, uzak geçmişte Mars kayaçlarının içine hapsolmuş daha büyük organik moleküllerin yıkım ürünleri olduğunu düşünüyorlar. SAM’in tespitlerine göre kayaçların içeriğindeki karbon yoğunluğu, Mars’tan gelen göktaşlarında bulunan miktara yakın ve Mars yüzeyinde daha önceden tespit edilen organik karbon miktarından yaklaşık 100 kat fazla.

Karbon ve hidrojen bulunduran, bazen de oksijen ve azot gibi diğer elementler içerebilen organik moleküller genellikle canlılıkla ilişkilendiriliyorlar. Ancak, biyolojik olmayan süreçler sonucunda da ortaya çıkabildikleri için yaşamın varlığına dair kesin birer kanıt sayılmıyorlar. Curiosity bu moleküllerin kökenini saptamış değil. Mars’ta eskiden bulunan canlı formlarına veya bu canlıların besinlerine ait olabilecekleri gibi, canlılığın bulunmadığı bir ortamda da oluşmuş olabilirler. Ama kökenleri ne olursa olsun, Kızıl Gezegen’deki koşullar ve süreçler hakkında önemli kimyasal ipuçları taşıdıkları konusunda tüm araştırmacılar hemfikir.

Yüzey gezgini, 2015 yılında da Mars kayaçlarında klor içerikli başka organik moleküller bulunduğuna dair ipuçları keşfetmiş ama potansiyel kirlenme ve aygıt arızaları endişeleri nedeniyle kimseyi ikna edememişti.

Aynı dergideki diğer bir makalede anlatılan ikinci keşif ise Mars atmosferinden. Yaklaşık üç Mars yılı (yani altı Dünya yılı) süresince Mars havasını “koklayan” Curiosity, gezegen atmosferindeki metan gazı düzeylerinin mevsimsel döngüler gösterdiğini ilk kez ortaya çıkardı.

Mars atmosferinde metan varlığı zaten biliniyordu, ancak yeni sonuçlara göre örneklem bölgesi olan Gale Kraterindeki metan düzeyleri her yıl sıcak yaz aylarında üç kat artış gösteriyor ve daha serin olan kış aylarında da düşüşe geçiyor. Böyle bir keşfin yapılabilmesini sağlayan ise Curiosity’nin bu kadar uzun zamandır çalışır ve örnek analiz edebilir durumda kalabilmesi oldu. Metan gazının varlığından da elbette su-kayaç kimyası sorumlu olabilir, ama yine de biyolojik köken olasılığını bir kenara atmak mümkün değil; çünkü Dünya’daki metanın yüzde 90’ı biyolojik süreçler sonucu ortaya çıkıyor.

Yeni elde edilen veriler, metan gazının gezegen yüzeyinin altında depolandığını gösteriyor. Araştırmacılara göre, gazın yüzeye ulaşmasını ve Curiosity tarafından tespit edilebilmesini sağlayan şey ise mevsimsel değişimler. NASA çalışanlarından Christopher Webster, Mars’ın derinliklerinde metan gazı rezervleri bulunabileceğini ve buralardan sürekli bir gaz kaçışı gerçekleşiyor olabileceğini düşünüyor. Webster’a göre metan, yüzeye ulaştığında Mars yüzeyindeki tozlara yapışıyor ama yaz aylarında yüzeyin ısınmasıyla birlikte yüksek miktarlarda atmosfere karışıyor olabilir.

Mars yüzeyi sürekli olarak uzaydan gelen radyasyona maruz kalıyor. Hem bu radyasyonun hem de çetin kimyasalların etkisiyle, yüzeydeki organik maddeler durmaksızın yıkıma uğruyor. Buna karşın yüzeyin yaklaşık 5 cm altında organik moleküllerin varlığının ortaya çıkarılması, daha derinden örnekler almayı hedefleyen gelecek görevler açısından son derece umut verici.

Atmosferde metan dalgalanmalarının ve yüzey yakınında da karbon varlığının bulunması, NASA’nın Mars 2020 adlı yüzey gezgini ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) ExoMars adlı yüzey gezgini tarafından hem yüzeyde hem de yüzey altı tabakada daha fazla organik molekül keşfedileceği konusunda araştırmacılara güven veriyor. Bunlara ek olarak, NASA’nın Mars’a göndereceği InSight adlı uzay aracı, Mars’ın 4,5 milyar yıl önceki oluşumundan bu yana gezegene ilk kez ayrıntılı bir “check-up” yapan araç olacak ve gezegenin kabuk, manto, çekirdek gibi tüm iç yapılarını inceleyecek.

Mars yüzeyi şu anda pek misafirperver görünmese de, uzak bir geçmişte gezegen iklimi yüzeyde sıvı formda suyun toplanmasına izin veriyordu. Zaten elimizde olan kanıtlara bu yeni bulguların eklenmesi sonrasında, NASA’nın Washington’daki ana merkez çalışanlarından Thomas Zurburchen’in açıklaması şöyle: “Bu yeni bulguların ışığında, Mars bize yola devam etmemizi ve canlılık kanıtlarını aramayı sürdürmemizi söylüyor. Eminim ki, devam eden ve gelecek için planlanmış olan görevler Kızıl Gezegen’de çok daha nefes kesici keşiflere gebe.”

NASA’nın Mars Keşfi Programı başındaki isim olan Michael Meyer’s göre de “Mars’ta canlılık belirtileri var mı?” sorusunun cevabı: “Bilmiyoruz ama bu sonuçlar doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.”

Rice Üniversitesi’nden jeolog Kirsten Siebach, çalışmaların bir parçası olmasa bile keşiflerden ötürü büyük heyecan duyan isimlerden yalnızca biri. Bulguların, Mars’ta canlılık arayışlarına şüpheyle yaklaşan kişilerce ortaya atılan en güçlü iddiaların çoğunu çürüttüğünü söylüyor ve kendisinin de bu grupta olduğunu inkâr etmiyor. “Buradaki ana nokta, kanıt bulabiliyor oluşumuz. Yaşı 3 milyardan daha fazla olan kil taşlarının içinde korunmuş organik moleküller bulabiliyoruz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Şu anda gaz salımı gözleyebiliyoruz ve bu gaz çıkışı yüzey altında canlılık varlığıyla ilişkili olabilir. Değilse bile, en azından Dünya temelli canlılığın mutlu mesut yaşayabileceği sıcak suyun veya benzer ortamların varlığını işaret ediyor.”

NASA’nın Goddard Uzay Uçuşları Merkezi çalışanlarından biyojeokimya uzmanı Jennifer Eigenbrode ise “Maddelerin kökenini henüz bilmesek de, sonuçların hayret verici tutarlılığı bana Mars’taki organik moleküllerin varlığı konusunda kesin bir sinyal gibi geliyor” diyor. “Bize burada eskiden canlılığın bulunduğunu söylemiyor ama organizmaların öyle bir ortamda yaşayabilmek için gerçekten ihtiyaç duyacakları her şeyin var olduğunu söylüyor. Eğer yağ asitleri gibi moleküller bulabilirsek, bunlar canlılığı ilk potansiyel ipuçları olacak.”

Belki bir altı yıl daha beklememiz gerekecek ama sabrettiğimize değebilir!

KAYNAKLAR

  • 1. https://www.nasa.gov/press-release/nasa-finds-ancient-organic-material-mysterious-methane-on-mars
  • 2. https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/mars-nasa-announcement-latest-organic-matter-red-planet-a8388591.html