İzole Kabileler Hakkında Konuşmalıyız


Dila Altındiş

Kolombiya, Ekvator, Venezüella, Brezilya, Bolivya, Paraguay ve Peru’ya yayılmış Amazon yağmur ormanlarında yaşayan kabileler ile bölge sakinleri arasında çıkan trajik çatışmalara, madencilerin yol açtığı katliamlar eklendi. Gittikleri bir barda Amazon kabilesi üyelerini nasıl öldürdüklerini ballandırarak anlatan madencilerin yakalanması, Brezilya hükümetini soykırım suçlamalarıyla burun buruna getirdi.

İzole yaşayan 100 kabile var

Aralarında kadın ve çocukların olduğu 10 kadar kabile üyesinin, madenciler tarafından öldürüldüğünü doğrulayan Kızılderililer Ulusal Vakfı (FUNAI), olayın federal savcılık tarafından araştırılması için başvuruda bulundu. İddiaya göre, kabilenin beşte biri bu katliamda yok oldu. Brezilya’daki kabilelerin beşte biri katliamın gerçekleştiği Peru sınırında yaşıyor ve dünya çapında 100 kadar kaldığı tahmin edilen kabilelerin yine beşte biriyle hâlâ temas kurulmuş değil.

Medeniyete 12 günlük bir bot gezisi kadar uzak

Soruşturmanın başlatıldığını doğrulayan savcı Pablo Luz de Beltrand, davanın ayrıntıları hakkında henüz bilgilendirme yapamıyor fakat yakalanan iki kişinin yasadışı madencilik yapan şirketlerle ilgisi olmadığını iddia ediyor.

Beltrand katliamın, dünyanın en ‘balta girmemiş orman’ında gerçekleştiğine, Brezilya’nın en büyük ikinci yerli nüfusunun bulunduğu bölgede yaşandığına dikkat çekiyor. İnceleme ekiplerinin bölgeye gitmesi bile 12 günlük bir bot gezisi gerektiriyor.

Koruma örgütleri panikte

Gelen ölüm haberleri üzerine yerli haklarını korumakla görevli örgüt çalışanları ise kabilelerin lokasyonları ile bölgedeki madencilik, odunculuk, baraj, otoban ve petrol çalışmalarını gösteren haritaları birleştirdi, çünkü faaliyetler sınırlandırılmazsa temas kontrolsüz olacak ve kabilelerin soyları tükenecek.

Bilim insanlarının teklifi
Amazon'da yaşayan yerli halklar, 2014 yılının ortalarında olduğu gibi, genellikle sansasyonel bir fotoğrafla, bir köye baskın yaparken ya da birini öldürdükleri takdirde uluslararası medyanın ilgisini çekiyorlardı. Birçok medya raporunda bilgi yerine yanlış beyanlar, olgusal hatalar ve her türden sansasyon yer alıyordu. Fakat US Journal Science dergisinde yayımlanan yazı dizisi tartışmayı bir üst seviyeye taşıdı. Yazıda kabile üyelerinin “demografik değişkenlik, akrabalığa dayalı hastalıklar ve salgınlara karşı savunmasızlıkları nedeniyle” tehlike altında oldukları, “yeterli bilgileri olsa temas kurmayı tercih edecekleri” yönündeki görüşlerini açıklayan antropologlar “çok ince düşünülmüş bir planla, sağlık görevlileri ve iyi eğitimli çevirmenlerden oluşan bir grup profesyonelin bölgede en az bir yıl geçirmesi”ni teklif etti. Temas süreci, eğitimli antropologlar, dilbilimciler ve sağlık görevlileri tarafından yönetilmeliydi.

Yanomami yerlisi avlanmak için kullandıkları okları hazırlıyor.

 

Hayati bir tedbir mi, vahşi bir hak ihlali mi? 

Arizona Üniversitesi’nden Kim Walker ve Missouri Üniversitesi’nden Robert Walker, hükümetlerin kabileleri koruyamayacağına, kontrollü temasın, temassızlıktan iyi olduğuna ve kabileleri “rahat bırakma” stratejisinin yanlışlığına dikkat çekerken, yerli haklarını korumakla görevli 10 kadar örgüt, temas kararının kabilelere bırakılması gerektiğini savundu. Akademisyenlerin kontrollü temasının, yerlilerin kendi hayatlarını belirleme hakkının ihlali anlamına geleceğini söyledi.

Koruma örgütleri kimi yaygın hastalıklara bağışıklık geliştirmelerinin dört kuşak sürebileceğini, kabilelerin henüz modern dünyayla temas kurma niyeti taşımadıklarını ve yakın gelecekte taşıyacak gibi de görünmediğini ekliyordu.

Temasın geçmişte ölümcül sonuçları oldu

Zaten temas kurulan kabilelere dair rakamlarsa ürperticiydi: 1970’lerden sonra Matsigenka-Nanti kabilesinin yüzde 30’dan fazlası, 80’lerden beri Nahualar’ın yüzde 50’si, 90’lardan bu yana ise Chitonahualar’ınyüzde 25’e yakını temastan sonra yol olmuştu.

Londra merkezli Survival International’ın başkanı Stephen Corry de, bu alanların uluslararası hukukla korunması gerektiği, aksi halde bu grupların zamanla yok olacağı uyarısını yapmıştı.

Brezilya hükümeti sorumlu tutuluyor

Örgüt, şayet katliam doğrulanırsa, doğrudan Brezilya hükümetinin sorumlu tutulması gerektiğini iddia ediyor. Zira katliamın gerçekleştiği alanda çalışan çeşitli örgütler, Brezilya hükümetinin kararı yüzünden bölgeden çekilmek zorunda kalmıştı.

Hükümet açısından silahlı yasadışı grupların üzerine gitmek, petrol ve doğalgaz operasyonlarına taviz vermekten daha zor olduğundan, kabilelerin kaderi bölgede operasyon yapan şirketlere bırakılmış oldu. Geçen yıl basına servis edilen fotoğraflar, madencilerin Yanomami halkına 20 km kadar yakın bir mesafede çalıştıklarını ortaya koydu. Oduncular, madenciler, uyuşturucu kaçakçıları faaliyetlerini bu alanlara kaydırıyordu.

Geçen Ocak ayında ise endüstriyel çevrelere yakınlığıyla bilinen Michel Temer hükümeti, izole kabilelerin sınırlarını çizme görevini Kızılderililer Ulusal Vakfı’ndan (FUNAI) alarak Adalet Bakanlığı’na verdi. FUNAI yetkilileri, bütçelerinin kesildiğinden, antropolog ve diğer uzmanların temas kurma kararlarıyla ilgili süreçlerden çıkarıldığından ve bölgenin denetlenmediğinden şikâyet etmişti.

Brezilya ordusu ise bölgeye yaptıkları askeri operasyonda yasadışı altın operasyonlarını etkisiz hale getirdiklerini açıkladı. Soruşturma devam ediyor ve modern insanın, temas kurulmamış kabileleri hayatta tutacak kadar güçlü olup olmadığını birlikte göreceğiz. 

KAYNAKLAR

  • 1. http://www.sciencemag.org/news/2017/08/maps-reveal-how-amazon-development-closing-isolated-tribes
  • 2. https://www.survivalinternational.org/news/11810
  • 3. https://www.nytimes.com/2017/09/10/world/americas/brazil-amazon-tribe-killings.html
  • 4. http://www.bbc.com/future/story/20140804-sad-truth-of-uncontacted-tribes
  • 5. https://www.theguardian.com/global-development/2017/sep/12/brazil-investigates-reports-of-massacre-among-amazon-tribe-javari-valley