Güneş Sistemimiz Bildiğimiz gibi Değilmiş!


Melda Bağdatlı

Sizler bu satırları okurken, 30 kadar uzay gemisi Güneş Sistemimizde dolanıp bilgi topluyor. Elde ettikleri verilerin bazısı şaşırtıyor, bazısı eski bilgilerimizi çöpe yolluyor. En son neye şaşırdık, ne öğrendik derseniz… Monte L. Richard güzel bir derleme yapmış. Aktarmasak ayıp olurdu…

Jüpiter ve Satürn Bize Kuyrukluyıldız Fırlatıyor

Dev çekim alanıyla Jüpiter’in kuyrukluyıldızları kendine çektiği ve Dünya’ya yaklaşamadan bizi bu tür tehditlerden koruduğu sanılıyordu. Fakat durum tam tersiymiş. NASA’nın Pasadena’daki laboratuvarında yapılan simülasyonlar, Jüpiter ve Satürn’ün uzay çöplüğünü Güneş Sistemi’nin içlerine ve onları Dünya’ya getirebilecek yörüngelere doğru savurduğunu gösteriyor. Daha büyük gezegenler bize kuyrukluyıldız ve asteroid fırlatıyor diye sevinemiyoruz tabii. Ama madalyonun bir de öbür yüzü var: Dünya henüz gencecikken dış uzaydan üstüne savrulan kuyrukluyıldızlar sayesinde, üzerinde yaşamın oluşmasını sağlayan uçucu maddelerine kavuşmuş olabilir

Plüton’da Sıvı Su Var

Yıllarca “cüce gezegen” diye bildiğimiz, Güneş Sistemimizin en dış çeperlerinde dolanan Plüton’un meğer bir okyanusu varmış. Sputnik Planum kraterindeki araştırmalar sırasında ortaya çıkan son bilgilere göre, bu okyanus 300 kilometrelik buzdan bir kabuğun altında uzanıyor. Okyanusun “kalınlığı” –böyle tabir ediliyor– 100 kilometre, tuzluluk oranı ise yüzde 30. Yeryüzünün en tuzlu üçüncü gölü Ölüdeniz kadar tuzlu yani. Okyanus donma sürecindeyse eğer, gezegenin büzülmesi gerekir, oysa görünüşe göre Plüton genişliyor. Bilimcilere göre gezegenin çekirdeğinde yeterli sıcaklık verecek kadar radyoaktivite kalmış. Kalın buz tabakaları yalıtımı sağlıyor ve içindeki amonyak da antifriz işlevi görüyor.

Neptün ve Uranüs’ün Çekirdekleri Plastikle Kaplı
“Gaz devi” olarak nitelendirilen ve atmosfer basıncı Dünya’nın 9 milyon katı olan bu uzak gezegenlerin çekirdeklerini incelemek tabii ki ancak matematik sayesinde mümkün olabildi. Çoğunlukla oksijen, karbon ve hidrojenden oluşan bu iki gezegenin tuhaf kimyasının bilimcilerin ağzını sulandırmasının “normal” olduğunu söylüyorlar. Araştırmalardan çıkan sonuç iyice iştah kabartıcı: Kayalık iç çekirdeği saran egzotik polimerler, organik plastikler, kristalize karbon asidi ve ortokarbonik asit (bu sonuncusunun atomik yapısı gamalı haçı andırdığından “Hitler Asidi” de deniyor)… 

Merkür’ün Koca Bir Kanyonu Var

Anlaşılan minik gezegen, volkanik faaliyetlerini 3-4 milyar yıl önce bitirmiş. Soğumuş, çekmeye başlamış ve nihayetinde de eğilip bükülmüş. Böylece ortaya müthiş manzaralar oluşturan bir kanyon çıkmış. Bilimciler kanyonun genişliğinin 400 kilometre, uzunluğunun ise 965 kilometre olduğunu belirtiyor. Sarp yamaçlarının derinliği 3 kilometreyi bulabiliyor. 4.800 kilometrelik minik gezegenin yüzünde koca bir faça gibi…

Venüs Bir Zamanlar Yaşanabilirmiş

Diğer gezegenler içinde “tersine dönen” tek gezegen Venüs. 460°C’yi bulan yüzey sıcaklığıyla kurşunu eritebiliyor, bulutları da sülfürik asitten. Ama gelin görün ki, bir zamanlar yaşamı kucaklayan bir yapısı ve okyanusu varmış. 4 milyar yıl öncesinden bahsediyoruz tabii… Hatta gezegende 2 milyar yıldan uzun bir süre su bulunduğu da düşünülüyor. Bugünkü aşırı kuru haline bakınca inanması zor. Venüs’ün atmosferindeki elektriksel alan ise Dünya’dakinin yaklaşık beş katı gücünde. Öyle güçlü ki, yerçekimini alt ederek oksijen ve hidrojeni üst atmosfere itiyor, solar rüzgârlar da onları emiyor. Bu gücün Venüs’ün Güneş’e yakınlığından kaynaklandığını düşünüyor bilimciler.

Ay, Dünya’yı Şarj Ediyor

Dünya’yı çevreleyen manyetik alan bizi zararlı radyasyondan ve yüklü parçacıklardan koruyor. Yoksa şu andakinin 1000 katı kadar kozmik ışına maruz kalırdık. Izgara olurduk demek belki pek bilimsel değil ama durumu daha iyi anlatıyor. Bu yüzden, “Dünya’nın merkezinde dönüp duran eriyik demir iyi ki var!” demeliyiz. Bilimciler yakın zamana dek bu eriyik demirin neden döndüğüne tam bir anlam verememişlerdi. Şimdiye dek çoktan soğumuş ve yavaşlamış olmalıydı, oysa son 4,3 milyar yıldır sadece 300°C soğuyabildi. İyi ki de soğumuş, yoksa bu kez de dev bir mangala dönüşebilirmiş ortam. Uzatmayalım, sonunda bu dönüşün nedeninin Ay’ın yörüngesi olabileceğini ortaya attılar. Dediklerine göre Ay’ın dönüşleri sayesinde Dünya’nın çekirdeğine 1000 milyar watt’lık enerji yükleniyor!

Satürn’ün Halkaları Yeni
Satürn’ün halkalarının uzunluğu, neden kaynaklandığı ve benzeri tartışmalar 1600’lere kadar gidiyor. Teoriye göre, Satürn’ün şimdikinden daha fazla uydusu vardı, bazıları birbirine çarptı ve ortaya çıkan bu muhteşem halkalar oldu. Bir de 62 uydu tabii… Bu hipotezden yola çıkan ve uydusu Enceladus’un fışkırttığı sıcak su gayzerlerini gözlemleyen bilimciler, gaz devinin göreli itiş gücünü hesapladı. Gezegenin bütün uyduları daha geniş yörüngelere fırlatıldığına göre, bu uydu çöplüğünün ne zaman oluştuğu da böylece ortaya çıktı. Bu durumda gezegen 4 milyar yıl önce oluştuğunda halkaları yoktu. Ancak 145 milyon yıl önce halkalar oluşmaya başladı, yani Dünyamızda dinozorların dolaştığı Kretase döneminde…

Yakın Çevremizde Gerçekten Büyük 15.000 Asteroid Var

NASA’nın görevlerinden biri de, Dünya’ya yakın büyük cisimleri bulmak. 2005’ten bu yana bu cisimlerin yüzde 90’ını buldular da… 1998’de yılda 30 yeni cisim buluyorken, 2016’da haftada neredeyse 30 yeni keşif yapar hale geldiler –kendilerini tebrik ediyoruz. Ve bu süreçte buldukları 15.000 büyük cismi katalogladılar.  Bunlardan bize çarpma olasılığı yüksek olanları da elbette araştırıyorlar. Şimdiye dek ön uyarı olmaksızın Dünya’ya çarpan en büyük cisim 20 metre genişliğindeydi ve Şubat 2013’te Rusya’da Çelyabinsk şehrine düştü. En az 500 kiloton gücünde olduğu söylenen bu “düşüşte” 1500 kadar kişi yaralandı, binlerce bina hasar gördü.

 

Güneş’in Gizemleri Çözüldü

Manyetik kutuplar her gezegen ve yıldızda var. Bunlar sürekli değişiyor. Örneğin Dünya’nın manyetik kutupları her 200.000-300.000 yılda bir yer değiştiriyor. Şimdilik “rahatlayabileceğimiz” bir dönemdeyiz. Güneş’te ise bu değişim daha sık yaşanıyor; her 11 yılda bir… Bu dönem, solar aktivitenin ve Güneş üzerindeki lekelerin arttığı dönemlerle kesişiyor. Tuhaftır ki, Venüs, Dünya ve Jüpiter de bu dönemlerde aynı hizaya geliyor. Bilimciler, Güneş’in bu hizalanmadan etkilendiğini düşünüyor. Bu hizalanma sırasında gezegenlerin çekim gücü Güneş’in plazmasında gelgit benzeri bir etkiye yol açıyor ve manyetik alanını bozuyor.

KAYNAKLAR

  • 1. http://listverse.com/2016/12/18/10-amazing-things-weve-learned-about-the-solar-system-in-2016/
  • 2. http://news.nationalgeographic.com/news/2013/11/131106-russian-meteor-chelyabinsk-airburst-500-kilotons/
  • 3. http://www.nature.com/nature/journal/v503/n7475/full/nature12741.html