#DeğişimİçinGüçlüOl


Özge Üstündağ

106. Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun

“Hep birlikte oyunun kurallarını değiştirebiliriz. Kadınlarımızla, kızlarımızla, dünyamızın erkekleriyle ve çocuklarıyla 21. yüzyılda – hem kadınlar hem de insanlık için – geri dönüşü olmayan bir adım atabiliriz.” – BM Kadın Yönetici Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka

Dünya Kadınlar Günü adalet, umut, eşitlik, işbirliği, azim gibi değerlerin önderliğinde tüm kadınların ve erkeklerin deneyimlerine karşı adil bir şekilde gösterilmesi gereken saygı için yapılan bir çağrıdır.

Tarihe kısa bir yolculuk

1908 yılında ABD’nin New York şehrine doğru yürüyüş başlatan kadınların talebi daha uygar çalışma koşulları ve oy hakkıydı. Bu önemli gün önceleri yalnızca ABD’de 28 Şubat’ta Ulusal Kadın Günü olarak kutlanıyordu. 1910’da Almanya’daki Sosyal Demokrat Parti Kadın Kolları başkanı Clara Zetkin 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanılması gerektiği fikrini ortaya attı. ABD New York’ta kadın dokuma işçilerinin yaptıkları grev sonucu çıkan yangında 120 emekçi kadının hayatını kaybettiği 8 Mart 1857 tarihine ithafen bugünü önermişti Zetkin. Zetkin’in önerisi 17 ülkeden 100 kadının ortak onayıyla kabul edildi ve Dünya Kadınlar Günü böylelikle ortaya çıktı.

Değişim talebi

Elbette bir günün kadınlara ithaf edilmesi bir anda çok büyük değişikliklerin gerçekleşmesi için yeterli değil; cinsiyet farkından doğan eşitsizlik henüz bitmiş değil.. Birleşmiş Milletler (BM) Yönetici Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka şöyle yazıyor, “Kadın ve erkek işgücü arasındaki eşitsizlik çoğu zaman kadınların ve kız çocuklarının eğitim, ücretli işler, sportif faaliyetler ya da toplumsal fayda yaratma konusundaki liderlik rollerinden vazgeçmeleri pahasına sürüyor.”

2015 verileri, çalışacak yaştaki erkeklerin küresel işgücüne katılımının yüzde 76 olduğunu söylerken, aynı yaştaki kadınlarda bu oran sadece yüzde 50. BM’e göre “Kadınlar dünyadaki potansiyelin yarısını oluşturuyor ve bu potansiyelin ortaya çıkarılması ancak uygun, yüksek ücretli işlerin erişilebilir olmasına ve cinsiyet duyarlı politikalarla yeterli doğum izni ve esnek çalışma saatleri gibi uygulamaların yerine getirilmesine bağlı.” McKinsey Global Institute tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan rapora göre kadınlar, işgücünde erkeklerle eşit role sahip olsalardı, küresel yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2025’e kadar 28 trilyon dolar artış gösterebilir.

Ne var ki, cinsiyet-duyarlı politika ve yönetmeliklerin yürürlüğe girmesinden rahatsız olanlar var. Bugün kadınlar küresel işgücü piyasasında özellikle hizmet sektöründeki baskın roldeler. Yüksek gelirli ülkelerde yaşayan kadınlar çoğunlukla sağlık, eğitim ve perakende ticaret alanlarında çalışıyor. Oysa gelir düzeyi düşük ülkelerde yaşayan kadınlar tarım sektöründe aktifler.

Özgüvenli ve güçlü kadınların yetişmesi
Kadınların, kendi hayatlarının sorumluluğunu alırken ve haklarını savunurken kendilerini daha güçlü ve özgüvenli hissetmeleri için kültürel bağlamda anlamlı ve adil kararların alınmasına ihtiyaç var. California Üniversitesi’nden Janis H. Jenkins ve Harvard Tıp Fakültesi’nden Mary-Jo DelVecchio’ya göre kadınların kendilerini güçlü ve özgüvenli hissettikleri bir dünyanın yaratılmasının önünde duran en büyük engeller cinsiyetçilik ve yoksulluk.  Kadına karşı duyulan cinsiyete dayalı önyargı eğitimden mahrumiyet, ücrette, iş olanaklarında ve siyasi temsilcilikte adaletsizlik olarak kendini gösteriyor. BM’nin belirttiğine göre, “155 ülkede kadınların çalışma ve girişimcilik haklarını engelleyen, cinsiyete dayanan en az bir yasa hâlâ yürürlükte; 18 ülkede (173 ülkede yapılan bir araştırmada) erkekler eşlerinin çalışmalarını kanunen engelleyebiliyor ve işe alımlarda cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkarılan yasalar yalnızca 67 ülkede uygulanıyor.”  Ayrıca küresel olarak bir erkeğin kazandığı her dolar için bir kadının sadece 33 sent kazandığı da BM’nin raporunda belirtiliyor. Erkeklerin yaptığı çalışma kadınların yaptığı çalışmadan daha mı değerli? Cinsiyetlerden biri diğerinden daha mı kabiliyetli?  Bu ücret farkı yalnızca kadınların yaptığı işi hak ettiğinden daha değersiz kılmıyor, aynı zamanda kadınların hedeflerine ve kariyer hayallerine ulaşma çabalarını da hiçe sayıyor. Kadının erkeğe maddi açıdan bağlı kalması, kadınların kendi hayatlarını kontrol etmelerinin önüne geçiyor ve maddi açıdan özgürlüğe ulaşmalarını zorlaştırıyor.

Birlik olalım

Araştırmaların da gösterdiği üzere, cinsiyet ayrımcılığı sadece kadına özgü bir problem değil. Erkeğe özgü bir problem de değil… Bu, insanların kolektif olarak yüz yüze kaldıkları küresel bir problem. Veriler, ayrımcılığa yol açan cinsiyetçi eylemlerin ve normların bağlamında düşünmenin, insanları kolayca yönetilebilen pembe ve mavi kutulara yerleştirdiğini gösteriyor. Oysa birlikte daha güçlü olabiliriz.

Dünya Kadınlar Günü’nün 2017 temasında da vurgulandığı gibi, cesur olun, değişimi, merakı, ilhamı çağırın. Gelecek kendine güvenen, empati yeteneği yüksek, adil ve affedici insanların elinde.

KAYNAKLAR

  • 1. http://anthro.ucsd.edu/_files/Faculty%20Files/Jenkins/Jenkins%20and%20D.Good-Essentials%20GH-PDF.pdf
  • 2. http://www.unwomen.org/en/news/stories/2017/2/statement-ed-phumzile-iwd-2017
  • 3. https://www.internationalwomensday.com/
  • 4. https://www.ted.com/talks/michael_kimmel_why_gender_equality_is_good_for_everyone_men_included
  • 5. http://www.unwomen.org/-/media/headquarters/attachments/sections/what%20we%20do/un_women_brochure_english_us_web-singlepages.pdf?vs=5923