Hobbitlerin Sırrı


Raşit Gürdilek

Neden gayet açık: Vitamin D.  Yargı da güvenilir bir yerden:  Avustralya tıp dergisi The Medical Journal  of Australia.  Dergide fantezi literatürde iyilerin her zaman kötülere üstün gelmesinin nedeni  olarak kötülerin sağlıksız beslendikleri ve güneşten kaçındıkları için  D vitamini depolayamamaları gösteriliyor.

Joseph A. Hopkinson ve Nicholas A. Hopkinson adlı araştırmacılara göre fantezi edebiyatta sürekli iyilerin kazanması genelde manevi değerlere ve mutlu son gereksinimine bağlansa da,  kötülerin yenilmesinde kötü diyetlerinin yanısıra, günışığından uzak kuytu yerleri tercih etmeleri nedeniyle D vitamini eksikliği çekmelerinin ve dolayısıyla savaş güçlerinin azalması da önemli rol oynuyor.

D vitamini, Güneş’ten gelen morötesi ışınların etkisiyle insanların genelde derilerinde sentezledikleri  yağda çözülen ,  sekosteroid denen türden bir hormon.  Aynı zamanda bazı besinlerde, özellikle yağlı balıklarda ve bir ölçüde de yumurta sarısı, peynir , sığır eti, ciğer ve bazı mantarlarda bulunuyor.  Kalsiyum metabolizminde ve fosfor alımında önemli rol oynuyor. Multipl skleroz, tüberküloz, akciğer işlev kaybına yatkınlığa yol açabilen bağışıklık sistemi sorunlarında da eksikliğinin rol oynadığı düşünülüyor. Vitamin D eksikliğinin bilinen bir sonucu da, iskelet kaslarının zayıflığı olarak ortaya çıkıyor.

Yazarlar araştırmalarını J. R. R. Tolkien’in The Hobbit adlı kitabındaki karakterlerin gün içindeki yaşam tarzları, yaşadıkları yerler, ışıkta geçirdikleri süre ve beslenme alışkanlıkları üzerine kurmuşlar. Karakterler iyi ve kötü, galip ve mağlup olarak sınıflandırılmış, Güneş ışığı alma süreleri 0 ve 3 arasında derecelendirilmiş. Beslenmeleri de romanda D-vitamini içeren bir yiyecekten söz edilip edilmediğine göre 1 ve 0 olarak belirlenmiş. Bunların topluca değerlendirilmesinden de 0 ile 4 arasında bir D vitamini puanlaması yapılmış ve bu puanlama çatışmalarda üstün gelmeyle ilintilendirilmiş. 

Romanın “iyi” kahramanlarından Bilbo Baggins yerde bir delikte yaşamasına karşın, yuvası pencerelerinden güneş alabiliyor ve kendisi de ilk sahneye çıktığında bahçesine nazır bir yerde güneş altında piposunu tüttürüyor. Ayrıca belli ki hobbit mutfağı hayli zengin, çünkü kendisini hırsızlığa iknaya gelen cücelere “pasta, çay, susamlı kek, bira, kırmızı şarap, ahududu reçeli, köfte, peynir, domuz etli pide, salata, tavuk eti, turşu ve elma turtası ikram ediyor.”  Cüceler de yeraltındaki yuvalarında yaşayıp karanlığı sevmelerine karşın, yeryüzünde ve güneş altında çokça zaman geçiriyorlar.

Güneşten kaçınma, kötü karakterler için romanda sık sık rastlanılan bir özellik. Troller, taşlaşmaktan kaçınmak için güneşe çıkmıyorlar ve koyun etinden başka bir şey yemiyorlar.  “Kendisi de karanlık gibi kara” olan Gollum da Sisli Dağlar’ın derinlerinde karanlıkta yaşıyor.  Emmrialtındaki goblinler de güneşten hazzetmiyorlar ve orduları yürüyüş halindeyken üzerlerinde bir yarasa sürüsü de gölge yapıyor. Savaşta, üstün sayılarına karşın, bir vejeteryen olmakla birlikte vaktinin çoğunu dışarıda geçiren  Beorn karşısında yenilgiye uğruyorlar. Kıötüler listesinden dev örümcekler karanlıkta yaşıyor ve yakaladıkları avları yiyorlar. Ejderha Smaug da gece ortaya çıkıp insanları yiyor.

Sonuçta araştırmacılar, savaşta galip gelenlerin D vitamini puanlarının (ortalama 3,4), mağluplarınkinden (ortalama 0,2) hayli yüksek olduğunu belirlemişler.

KAYNAKLAR

  • 1. “Thehobbit – an unexpected deficiency”, The Medical Journal of Australia, 16 Aralık 2013
  • 2. “Why Hobbits Always Win?”, ScienceNOW, 16 Aralık 2013