Fakat, O Ses…


Melda Bağdatlı

“Stradivarius’un sesini diğer kemanlardan farklı ve özel kılan nedir, bilimciler bunu da açıklasın” diye soranlar olmuştur belki. Bilimciler de merak etmiş olmalı ki, araştırmışlar ve araştırmaya devam ediyorlar. Umarız uğraşları boşa gitmez.

Antonio Stradivari’nin İtalya, Cremona’da 17. ve 18. yüzyıllarda yaptığı kemanlar üzerine aslında şimdiye dek pek çok çalışma yürütüldü. Bunlardan bir bölümü kemanların yapıldığı ağaçların kimyasal yapısına odaklandı. Bir bölümü de Stradivari’nin çağdaşı Joseph Guarneri del Gesu’nun yaptığı kemanlar üzerineydi ve onlar da en az Stradivarius kadar özel kabul ediliyordu. Genel olarak çalışmaların çoğu kemanlara özelliğini veren malzemenin kalitesi üzerineydi. Mesela biri, 1645 ile 1715 arasında Avrupa’yı etkisi altına alan “küçük buz devrinde” kemanların yapıldığı ağaçların yavaş büyümesini bu sesin sorumlusu sayıyordu. Aynı ağaçlara Avrupa’daki diğer keman yapımcılarının da erişiyor olması gerçeği de söz konusuydu tabii. Buna karşın bazı çalışmalar da, kemanlarda kullanılan verniğe odaklandı.

En son çalışma, Stradivari’nin dokunuşlarının diğer usta ve sanatçılar tarafından da yaygın olarak uygulandığını ve kemana özel bir etkisi olmadığına dair. Ulusal Tayvan Üniversitesi’nden araştırmacı, Stradivarius kemanlarında kullanılan ağaçların kimyasını çözümleyerek sır perdesini aralamaya çalışıyor. Onlara göre, Stradivarius ve Guarneri kemanlarında kullanılan yaşlı ve işlenmiş akçaağaç, modern enstrüman yapımında kullanılanlardan farklı özelliklere sahip. Peki, Stradivarius’un sırrı bu mu gerçekten?

Yeni araştırma, bir yanıyla modern keman yapımcılarına yabancı olan unutulmuş bir geleneği de bugüne taşımış oldu. O da, ağacın yaşlanması ve vibrasyonuyla oluşan dönüşüm sürecinin “eşsiz kompozit malzeme” oluşturması. Şimdiye dek kimyasal bileşimlere odaklanan araştırmaların eksiği de, kemanların nasıl titreştiği ve duyduğumuz ses dalgalarını oluşturduğunu ölçmemek olmuştu.  Yaylı akustik enstrümanlar, gerilmiş tellerin titreşimiyle ses üretir. Bu sesler, sap ve köprü aracılığıyla gövdeye ulaşır ve panelde tınılayarak ses dalgalarını oluşturur. Dolayısıyla sesin kalitesi, müzisyenin performansından bağımsız olarak; gövde ve sapın birbirine esnemeden bağlanmasına, ölçülerine, biçimine ve yapıldıkları malzemeye de bağlıdır. Cam panele sahip bir keman, metal olana göre daha farklı ses çıkarır. Aynı şekilde f deliği de önemli bir rol oynar. Yine benzer bir soruya geliyoruz: Ağaç ve diğer malzemelerin kimyasal yapısındaki farklılıklar, üstün bir ses ortaya çıkarmak için yeterli mi?

Halo etkisi

2011’deki bir çalışmada profesyonel kemancılardan Stradivari ve Guarneri tarafından yapılmış kemanlar ile yüksek kalitede üretilmiş yeni enstrümanları, akustiği azaltılmış bir odada gözü kapalı biçimde çalarak karşılaştırmaları istenmişti. Beklentilerin aksine, en çok tercih edilenler yeni üretilen kemanlar olmuştu. En az tercih edilense Stradivari’nin ürettiği kemandı. Bir diğer tuhaflık da, katılımcıların hangi kemanın yeni hangisinin eski olduğunu ayırt edememesiydi.

Görünen o ki, şu an için Stradivarius’un sırrı, malzemesinden, kalitesinden, akustik etkileşiminden veya performans sırasında verdiği histen değil, daha çok psikolojide “halo etkisi” denen bir önyargıdan kaynaklanıyor. Yani, bir şeye veya kişiye yönelik genel algımız, onu nasıl değerlendirdiğimizi de etkiliyor.

Yine de modern ve değerli antika kemanlar arasında akustik ve psiko-akustik karşılaştırmalar sistematik olarak yapılmaya devam ederse, doyurucu bir cevaba ulaşabilme olasılığı var.

KAYNAKLAR

  • 1. http://m.phys.org/news/2016-12-scientists-uncover-stradivarius-violins-special.html