Elimiz Kavga İçin mi Evrildi?


Raşit Gürdilek

İnsan eli, akrabalarımız insansımaymunların elleriyle karşılaştırılamayacak kadar hünerli. En hassas aletleri kullanabilmek, müzik çalabilmek, resim yapabilmek için gerekli her türlü hareketi yapabilecek kas, sinir, kemik vb.ile donatılmış. Ama Amerikalı bir biyoloji profesörüne göre, elimizin bugünkü biçimini almasının evrimsel motoru farklı: kavga!

İnsansımaymunlarınkilere kıyasla insanlarda avuç ve parmakların daha kısa, başparmağın ise daha uzun, esnek ve güçlü olması, evrim sürecinde bu özelliklerin alet yapmak ve kullanmak için seçildiği düşüncesinin adeta tartışılmaz olmasını sağlamıştı.

Utah Üniversitesi Biyoloji Profesörü David Carrier ise, insan elinin daha ileri beceriler sağlamak üzere evrildiğini kabul etmekle birlikte, elimizin oranlarının bize onları yumruk yapma ve böylece ince el kemikleriyle kas ve bağlarını koruma olanağı verdiğine dikkat çekiyor. Yumruğun özelliklerinin de kavgada güçlü darbelerle üstünlük sağlamak için seçildiği tezini ortaya atıyor. Araştırmacıya göre insansımaymunlar, kavga ve şiddetin yaşamlarının olağan bir parçası olduğu görece saldırgan bir grup. Bizler de ortak bir ataya sahip olduğumuz kuzenlerimizin bu özelliğini miras alıp daha da ileriye götürmüşüz. Atalarımız evrildikçe, “sıkılmış bir yumrukla vurabilen bireyler, kendilerine zarar vermeden rakiplerine daha ağır darbeler indirebiliyorlar, böylece bir eş için giriştikleri kavgada üstünlük sağlıyor ve dolayısıyla da üreme şansları artıyor. Utah’lı araştırmacıya göre kavga ayrıca bir aileyi ayakta tutabilmekiçin yiyecek, su, toprak ve barınak için olduğu kadar, itibar, gururlanmak ve intikam için de yapılıyordu.

Çıkarımlarını sınamak için Carrier ve çalışmada görev alan Utah Üniversitesi tıp öğrencisi Michael Morgan bir dizi deney düzenlemişler. İnsanın yumrukla daha ağır bir darbe vurabileceği hipotezini sınamak için yaşları 22 ve 50 arasında değişen ve hepsi boks ya da askeri sporlar uzmanı olan on kişiden, içine ölçüm aletleri yerleştirilmiş bir kum torbasına tüm güçleriyle vurmalarını istemişler. 

Her denekten altı vuruş şeklinin her birinden üçer tane olmak üzere 18 vuruş yapmaları istenmiş. Vuruşlar yukarıdan, çekiç gibi yumrukla ya da avuç içiyle, yandan tokatlar gibi yumruk ve avuç içiyle, ve önden yumrukla ve elin ayasyla (avucun bileğe birleştiği kısımla) yapılmış. Şaşırtıcı bir şekilde avuçla da yumrukla da ulaşılan en yüksek gücün aynı olduğu görülmüş. Ancak, bir yumruk aynı gücü, avuç ve parmakların oluşturduğu yüzey alanının üçte biriyle, yalnızca avucun yüzey alanınınsa yüzde 60’ıyla uyguluyor. Carrier “Yumrukla vurduğunuzda daha fazla basınç uyguladığınızdan da  dokulara, kemiklere, dişlere, gözlere ve çeneye hasar verme olasılığınız daha fazla” diye açıklıyor.

İnsan elinin insansımaymunlardakinden farkı , başparmak dışındaki parmakların görece kısa olması. Bu özellik insanların yumruklarını , insansı maymunların yapamayacağı şekilde “destekleyerek” güçlendirmesini  sağlıyor: dört parmağın ucundaki yumuşak doku, avucun yukarı tarafında, parmaklara en yakın bölümdeki  yastıklara basabiliyor; başparmak, işaret ve orta parmağın, hatta bazen yüzük parmağının üzerine kıvrılıyor ve elin ayasındaki yastık kısmı, sıkılmış yumruğu “kilitliyor”.  Araştırmacılar ayrıntılı biçimde programlanmış ikinci ve üçüncü deney dizileriyle parmakların avuçla birleştiği yerlerdeki eklemlerin sertliğini dört kat artırdığını  (ya da esnemeyi dört kat azalttığını) ayrıca parmakların da (yumruk sıkıldığında gücün parmaklardan başparmağa aktarılması nedeniyle) yumruklama gücünü iki katına çıkardığını belirlemişler.

Carrier, deneylerin yumrukla vurulduğunda insan elindeki oranların bir performans avantajı sağladığını gösterdiğine işaret ederek, bu oranların ─ en azından kısmen  ─ kavga yeteneğini artırmaya yönelik evrimsel seçilimden kaynaklandığını öne sürüyor.

Araştırmacıya göre, el  mahareti ve şiddete başvurma gereğinin yanısıra, insan el oranlarını açıklayan üçüncü bir teorinin de doğru olabileceğini teslim ediyor: İnsan atalarımızı yürüyebilmesi ve koşabilmesini sağlayan doğal seçilim, daha kısa ayak parmaklarına ve daha uzun bir ayak başparmağına yol açarken, bundan sorumlu genler aynı zamanda daha kısa el parmakları ve görece uzun başparmakları geliştirdi.

İnsansı maymunların uzun parmakları ve elleri, ağaçlara tırmanabilmeleri için evrildi.

Şempanze eline(solda) kıyasla insan eli (sağda) daha kısa parmaklar ve avuçla, daha uzun, esnek ve güçlü bir başparmağa sahip. Bu özellikler insan elini daha becerikli kılmasının yanısıra, yumruk sıkma yeteneği sağlıyor.

Standart açıklamaya göre de, atalarımız ağaçları terk ettiklerinde tırmanmaya yarayan seçilimin gereği kalmadı ve el mahareti için seçilim başat hale geldi ve atalarımızın el yapıları buna göre değişti. İnsanlarınkini andıran el yapıları, atalarımızın iki ayak üzerinde dik yürüyebilmeye başladıkları 4-5 milyon yıl öncesiyle aynı zamana rastlıyor. Ancak Carrier, alternatif bir açıklamanın insanların ayağa kalkmasından sonra bu ellerin birbirlerini dövmek için evrilmesi olduğunu söylüyor.

Carrier ve öğrencisi Morgan’a göre kavganın insan elinin biçimlenmesine rol oynadığını gösteren başka işaretler de var:

İnsandan başka hiçbir insansı sıkılmış bir yumrukla vurmaz. Öteki insansımaymunlara kıyasla gorillerin el oranları insanlarınkine daha yakındır. Oysa bu bir çelişki; çünkü şempanzelerin alet kullanmada ve el becerilerinde gorillere üstün olduğu biliniyor. Goriller şiddete daha eğilimli olduklarına göre, demek ki şiddetin de el yapısının seçiliminde bir rolü olmalı.

Ayrıca insanlar yumruklarını tehdit gösterisi olarak da sergiliyorlar. Carrier, “Kızdığınızda refleks olarak yumruğunuzu sıkarsınız” diyor. “Birini korkutmak istediğinizde de yumruğunuzu sallarsınız.”

Nihayet, cinsiyetler arasında beden ölçülerindeki farklılık da, araştırmacılara göre bir kanıt olabilir. Eş bulmak için erkekler arasındaki rekabet ne kadar keskinse, erkek ve dişi arasındaki bedensel farklılıklar da o ölçüde büyük oluyor. Carrier, “İnsan ve gorillere bakın” diyor. “Cinsler arasındaki eşitsizlik özellikle üst gövde ve kollarda, özellikle de ellerde belirgin. Bu da ellerin bir silah olmasıyla uyum içinde bir olgu”.

KAYNAKLAR

  • 1. “Fine hands, fists of fury – Our hands evolved for punching, not just dexterity”, University of Utah, 19 Aralık 2012