Cenin Duyduğunu Hatırlıyor


Raşit Gürdilek

Finlandiyalı araştırmacılar, anne karnındaki bebeklerin dış dünyadaki sesleri duydukları ve doğumlarından sonra da hatırladıkları yolundaki bulgulara yeni ve daha güçlü bir kanıt getirdiler.

Ceninlerin beyinlerinde sesleri algılayıp yorumlayan bölümler, hamileliğin son üç ayında aktifleşiyor. Helsinki Üniversitesi’nden bilişsel sinirbilimci (nörolog) Eino Partanen sesin anne karnından rahatlıkla geçtiğini kaydediyor ve “elinizle ağzınızı kapatarak konuştuğunuzda duyduklarınız, aşağı yukarı ceninin duydukları gibi olacaktır. Müziğin de, konuşmanın da ritmini duyabilirsiniz” diyor. Nitekim, 1988 yılında yapılan bir çalışmada, yeni doğmuş bebeklerin annelerinin en çok izlediği dizinin tema müziğini tanıdıklarını ortaya koymuştu. Daha yakın tarihli araştırmalar da, yeni doğmuş  bebeklerin, kendi ana dillerine özgü sesleri tanıdıklarını göstermişti. Daha yeni bir araştırmada da, yeni doğmuş bebeklerin anne ve babalarının ana dillerinin seslerini tanıdıkları belirlenmişti. Amerikalı bebeklerin, İsveçce sesli harfleri tanımadıkları, ve bunlara daha çok odaklanmak (ve öğrenmek) için emziklerini daha çok emdikleri görülmüştü. İsveçli bebeklerde aynı tepkiyi İngilizce seslilere göstermişti.

Ancak bu deneyler bebeklerin davranışları üzerine oturduğu ve hata payı büyük olduğundan Finlandiya grubu bebeklere beyindeki elektriksel faaliyeti ölçen dalgalarını ölçen EEG (elektroensefalografi) sensörleri takıp ana rahmindeki anıların kalıntılarını ölçmek istemiş. Partanen, “Bir sesi öğrendiğimizde, yeteri kadar tekrarlandığında o ses bir anı oluşturuyor  ve bir kere daha duyduğumuzda bu anı belleğimizde etkinleşiyor ” diyor. Bu anı bebeğin kendi ana dilini öğrenme sürecini hızlandırıyor. Anının oluşturduğu beyin dalgaları örüntüsü, bebek uyurken bile algılanabiliyor.

Helsinki ekibi, bebek bekleyen annelere hamileliklerinin son aylarında içinde “tatata” diye bir uyduruk sözcüğün müzik aralarında çok kez tekrarlandığı bir ses kaydı verip bunu haftada beş-on kez çalmalarını istemiş. Kayıtta bazen ortadaki hecenin vurgusu değiştiriliyor, ya da “a” yerine başka sesli harfler konuyormuş (“tataaata” ya da “tatota” “tatita”, tateta” vb.). Bebekler doğduklarında bu sözcüğü  en az 25.000 kere dinlemiş oluyorlarmış. EEG kayıtları, bu bebeklerin beyinlerinin bu sözcüğü ve değişik biçimlerini tanıdıklarını göstermiş. Kayıtların dinletilmiş olduğu bebeklerin uyduruk sözcükteki sesli harf ve vurgu harf değişikliklerini tanıdıklarını gösteren sinirsel sinyalin, kayıtları en çok dinleyen bebeklerde daha güçlü olduğu belirlenmiş. Anne karnındayken kayıtların dinletilmediği bir kontrol grubundaki bebeklerin beyinlerininsermediği görülmüş. Araştırmacılara göre bulgular, ceninin daha önce sanılandan çok daha ayrıntılı bilgileri öğrenebildiğini ortaya koyuyor.

Ancak, araştırmacılar bulguların yorumlarının daha ileriye götürülmemesi uyarısını yapıyorlar. Bebeklerin ana karnındayken öğrenebildikleri olgusu, ileri hamilelikte onlara günlük yaşamın olağan seslerinin dışında  müzik ya da konuşma kayıtları dinletmenin bebeklere uzun dönemli yararlar sağlayacağını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor. Ayrıca, hoparlörleri karna yaklaştırarak dinletmenin, bebeklerin işitme sistemlerini ve hızla gelişmekte olan beyinlerini aşırı uyararak olumsuz sonuçlara yol açabileceği de vurgulanıyor.

Partanen, araştırmada bir aylıktan daha küçük bebeklerin incelendiğini ve bebeklerin bu sözcükleri büyüdükçe de hatırlayıp hatırlamayacaklarının, ya da karın içi öğrenmenin ileride dil öğrenme becerisini etkileyip etkilemeyeceğinin belirsiz olduğunu da hatırlatıyor.

KAYNAKLAR

  • 1. “Babies Learn to Recognize Words in the Womb”, ScienceNOW