#

Haber Tuzağına Düşen Homo erectus

Bilim Dalları
Etiketler

Bugün Suudi Arabistan olarak bilinen topraklarda 200 bin yıl önce yaşayan büyük büyük atalarımız Homo erectus’lar ile ilgili yeni iddia, “en az çaba ilkesiyle” yaşadıkları; geleceği planlamayı tercih etmedikleri; pek çok haberde yorumlandığı şekliyle “tembel” oldukları için yok oldukları yönünde.

Homo erectus “tembel” değildi elbette. Haberin bu şekilde yorumlanmasına yol açan, Avustralyalı araştırmacıların, “alet yapma, kaynaklara ulaşma ve değerlendirme konusunda, kelimenin gerçek anlamıyla yerlerinde saydıklarını” söylemesiydi belki de. Araştırma ekibinin lideri Ceri Shipton, Riyad’ın 200 kilometre batısındaki Saffaqah kasabası yakınlarında bulunan taş el aletlerinin yakınlarda bulunan kayalıklardan elde edildiğini belirtmiş, “Hatta, yaşadıkları alana yuvarlanmış kaynakları kullanmış da olabilirler” demişti.

İki yüzü de kullanılabilen, İsviçre çakısı gibi pek çok işe yarayan el baltalarının hem mucidi hem de yüzyıllar boyunca en sadık kullanıcısı olan Homo erectus’lar, bu konuda fazla tutucularmış. Değişen çevre koşullarına rağmen aynı teknolojide ısrar etmişler. Yakınlarındaki su kaynakları giderek kuruyup, yaşadıkları bölge çöle dönüştüğünde dahi yaşadıkları yeri terk etmeyip, yeni su kaynaklarına yönelmemişler. “En az çaba ilkesi” ile kastedilen de bu…

Tembellik mi hayatta kalmaya çalışmak mı?

Homo erectus’un yok oluşunu tembelliğe bağlamaya çalışmanın en kibar tabirle gülünç olduğunu söylüyor Harvard Üniversitesi’nden antropolog Neil Roach: “1,5 milyon yıldan uzun süre hayata tutunmuş bir tür için yapılacak en son benzetme tembel olduğudur.” Yaklaşık 300 bin yıldır dünya üzerinde olan bizler, yani Homo sapiens’ler için talihsiz bir açıklama gerçekten. “Afrika’dan diğer kıtalara yönelen, karnını doyurmak için avlanan, hatta ateşi kullanan belki de ilk tür Homo erectus” diyor Roach.

“Avcılık ve toplayıcılık için harcadıkları enerjiyi, gücü yeniden kazanmaları öyle kolay değildi. Bu nedenle boşa güç sarf etmek onlar için akıllıca bir strateji değildi. Karnını doyurunca gün boyu uyuyan aslanları düşünün…” Düşündünüz mü?

O zaman bir de, yaşadığı dönemde elinde sadece taş aleti veya ağaç dalından yonttuğu sopasıyla bugünkünden çok daha iri leoparlarla, neredeyse aslan boyutundaki sırtlanlarla, dev babunlarla mücadele eden Homo erectus’ları düşünün.

“Beyinlerinin Homo sapiens’ten daha küçük olması onların daha aptal olduklarını işaret etmiyordu elbette” diyor New York Üniversitesi’nden antropoloji profesörü Susan Anton. “Büyük olasılıkla kıtaları aşarken, tehlikeli deniz yolculukları sırasında birbirleriyle iletişim kurabildikleri bir dil de yaratmışlardı.”

Zaten araştırmanın konusu, çıkış ve odak noktası H. Erectus’un nasıl yok olduğu ile ilgili de değil. Konu, tarih öncesi insanının taş alet teknolojisi… Kazının yapıldığı alan da, Arap Yarımadası’nda taş alet yataklarına sahip en geniş bölge.

Bu, bir haberin basın tarafından ilk yanlış yorumlanışı değil elbette. Haberi ilgi çekici kılmak, az sözcükle bir şeyler anlatabilmek bu tuzağı kaçınılmaz kılıyor. Bilimciler ise bir araştırma için yıllarını veriyor. Kimi durumda ömürlerini… Ama ağızdan ya da kalemden, klavyeden dökülen tek bir düşüncesiz söz ve tanım, onarılması yıllarca sürecek bir yanlışın kolayca kabul görmesini sağlıyor. Bizim payımıza düşense biraz özen, biraz empati. Biraz da bilgi sahibi olmadan yorum yapmasak keşke.

KAYNAKLAR

  • 1. https://www.archaeology.org/news/6889-180810-homo-erectus-extinction
  • 2. http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0200497
  • 3. https://www.popsci.com/homo-erectus-lazy